tren

3 Mayıs 2011

Söyleşi: Akdağ Saydut, Bizim Gazete

20150316122156834_00000001

Siyaset Karikatürcüye İyi Malzeme Verir
Karikatürcü Erol Büyükmeriç’in Atila Ozer’in vefatından birkaç hafta önce yaptığı röportajı sunuyoruz.

Profesör Atila Özer, çizgi mizah biçeminde ürettiği karikatürlerle bugüne değin ulusal ve evrensel düzlemde bir çok başanya imza atmış; bu alanda kitaplar yazmış, bunun yanında kurulduğu günden bu yana sürdürdüğü Anadolu Üniversitesi Karikatür Sanatını Araştırma ve Uygulama Merkezi yöneticiliği boyunca düzenlediği sergi etkinlikleriyle karikatür sanan sevenlerini Eskişehir, ülke ve Dünya’karikatürcülerinin yapıtlarıyla buluşturan akademik kökenli bir sanat insanımız. Kendisiyle “karikatür sanatı” odaklı bir söyleşi yaptık.

Erol Büyükmeriç: Sevgili Atila Özer, karikatür sanatını okumak/ üretmek olguları bilinir ki toplumbilimsel, siyaset, tarih, felsefe vb. bilim dallarını da içeren ve sanatın tüm dallarını kuşatan entelektüel bir birikimi gerektirir. Genellikle de bu sevda çok erken yaşlarda başlar karikatür sanatçılarında ya da bu sanata sevdalananlarda. Yaşamınızı karikatür sanatı üzerine yapılandıran bu yolculuğunuzdan sizi yönlendiren/ yönelten, etkileyen olgular, olaylar bağlamında kısaca söz eder misiniz?

Atila Özer: Daha ilkokuldayken traş olmak için berbere gittiğimi orada “Akbaba” dergilerini izlediğimi anımsıyorum. Gelen müşteriler sıra beklerken o dergileri okurlardı. Berberde ilk kez gördüğüm mizah dergilerindeki karikatürler bana ilginç gelirdi, beğenirdim. Bazen berbere gittiğimde müşteri yoksa hemen traşa başladıklarında o haftanın dergisine bakamazdım. Kendime göre bir yol tutturdum; eğer berber koltuklan dolu ise sırada bekleyen varsa dükkâna girer, müşteri yoksa girmezdim. Ne kadar fazla sıra bekleyen varsa eski sayılar da dahil o kadar fazla dergi okuyabilirdim. Bu ilgi zamanla bende çizme isteği yarattı. Zaten resim derslerine de ilgim fazlaydı. Resim öğretmenlerim çizimlerimin iyi olduğunu söylerlerdi.

Erol Büyükmeriç: Çizgi biçeminizde ülkemiz 1950 kuşağının Saul Steinberg’in başlattığı karikatürde yeni bir anlayışın/ salt çizgiyle mizahın ülkemizdeki öncüleri; Turhan Selçuk, Semih Balcıoğlu, Ali Ulvi, Ferruh Doğan, Nehar Tüblek vb. karikatürcülerin izleri ve etkileri görülür. Bir bakıma sözünü ettiğim kuşağın günümüzdeki temsilcilerdensiniz. Genellikle bir biçem olarak yeğlediğiniz yıllar içinde grafik sanatından da yararlanarak evrilen yazısız karikatürlerinizden söz ediyorum. Turgut Çeviker, “Karikatür Üzerine Yazılar” kitabındaki bir yazısıyla bir bakıma yazdı karikatürleri -Gırgır Takımadaları üzerinden- olumladığını itiraf eder. Son zamanlarda karikatürü olumladığını söylemişti bir söyleşimizde bana. Bu bağlamda “yazılı ve yazısız karikatür” Metniyle ilgili düşüncelerinizi söyler misiniz?

Atila Özer: Aslında kesin bir sınırlandırma koymak istemem. Karikatür tanımı içerisinde alt başlıklardır, bunlar. Bir karikatürcü ister çizgiyle isterse hem çizgi hem de yazıyla karikatür ortaya koyabilir. Ben öncelikle sadece çizgiyle karikatürümü yapmaya çalışırım. Ustalar “karikatür, çizgiyle mizah yapma sanatıdır” tanımlaması yapmışlardır. Bu baha daha evrensel, daha sanatsal ve karikatürün ruhuna daha uygun gelir. Ama zaman zaman ihtiyaç duyduğumda yazı da kullanırım. Karikatürüme yazı bir şey katacaksa kullanırım, anlayışıma ters düşmez.

Erol Büyükmeriç: Bir araştırmacı karikatürcü olarak Türk ve Dünya karikatürünü yakından izleyenlerdensiniz. Günümüz ulusal ve evrensel karikatüründeki gelişmeleri/ arayışları -biçem, teknik, izlek bağlamında- nasıl değerlendiriyorsunuz?

Atila Özer: Karikatür sanatının geçmişi çok eskilere dayanmaz. Bugünkü anladığımız tarzıyla 17. yüzydda İtalya’da başlıyor. Önceleri insanların yüzlerindeki karakteristik özellikleri abartarak uygulanan karikatür daha sonra insan ilişkilerini sosyal konulan ele almaya başlar. İkinci Dünya Savaşı’na kadar çizimler yapılır altına konuşma yazılan yazılırdı. Bazen bu konuşmalar epeyce uzun olur, “sanki karikatür değil, fıkra resimleme” anlamı çağrıştırırdı. Romanya’da doğmuş, mimarlık eğitimi almış, sonra ABD’ye göç etmiş Saul STEINBERG adında bir çizer İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sadece çizgilerden oluşan karikatürler çizmeye başlar. Bu çizimler New Yorker adlı dergide yayımlanır. Daha sonra Paris’te bir sergi açar Steinberg, Avrupa’daki tüm karikatürcüleri şoke eder. Birçok karikatürcü onun gibi yazı kullanmadan çizimler yapmaya başlar. Okuyucu şaşırmasın diye bu karikatürlerin altına “YAZISIZ” notu koyarlar. Bu yeni bir anlayıştır ama biraz kültür ve alt yapı gerektirir. Kullanılan simgelerin anlamını bilmeyi gerektirir. Bu yüzden bazı çizimlerin anlaşılması zor olur. Sıradan insanlar bu karikatürleri çözmekte zorlanırlar. Bu anlayışla çizen Avrupalı sanatçılardan bazılan: Chaval, Bösc, Sine, Folon, Trez, îbpor, Gourmelin… Türk sanatçılar ise; Turhan Selçuk, Semih Balcıoğlu, Nehar Tüblek, Ferruh Doğan, Eflatun Nuri, Tonguç Yaşar sayılabilir.

Erol Büyükmeriç: Karikatür üzerine albümler, uygulama ve kuramsal içerikli kitaplarınız da bulunuyor. Ben özellikle yazılarınızda sıkça değindiğiniz “popüler kültür”, “siyaset” kavram ve olgulamın karikatür sanatı ile ilintisi üzerine düşüncülerinizi almak isterim kısaca…

Atila Özer: Popüler kültürden söz etmek için kitle kültürünün oluşumunu incelemek gerekir. Kitle kültürünün oluşumu sanayileşme ile birlikte gelişmiştir. Sanayileşme, yani kitlesel üretime geçiş, kitle toplumunu yaratmıştır. 19. yüzyılda kapitalist düzenin ilkesi; “daha fazla üretim, daha faz¬la kâr”dır. Bunun için yapılacak şey; “tek tip üretim biçimi” ve “standartlaşma”nın sağlanmasıdır. Kitlesel üretimin ortaya çıkardığı kitle toplumunun kültürü de elbette bu kitlesel üretime uygun olacaktır. Tıpkı sanayi ürünleri gibi, kültürel ürünler de hemen tüketilmeli, tüketilenlerin yerine yenileri üretilmelidir.
Popüler kültür; kitle toplumlarının belli bir zaman dilimi içindeki özelliklerinin göstergesidir. Sanayileşme ile kentleşme yeni ekonomik, siyasal ve kültürel biçimler ortaya çıkarmıştır. Kapitalizmin gelişmesiyle geleneksel üretim kalıplan bozulmuş, “geleneksel” ile “modern” çatışması ortaya çıkmıştır. Kitlelerin gelenekten uzaklaşmak istememesi ancak koşulların bunu zorlaması, ne geleneksel ne de modern olmayan bir kültür sorunsalı yaratmıştır. Bunu karikatüre uyarlarsak çizilen karikatürü ilkokul mezunu da; üniversitede doktora yapmış Plan da anlayacak, bu yüzden zor çözülecek simgeler kullanılmadan bol yazı ile espri oluşturulacak, argodan, cinsellikten yola çıkılan çizimler yapılacak karikatüre bir kez baktıktan sonra çöpe atılacak sonra yenisi aranacak… !
Siyasete gelince… Siyaset konusu elbette herkesin ilgilendiği bir konudur ve karikatürcüye iyi malzeme vermektedir. .. Siyaset konusunu ele alan karikatür her dönemde tüm dünyada çok başardı örnekler vermiştir


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.