tren

6 Şubat 2009

Çizgi İle Mizah: Karikatür

Çizgi İle Mizah: Karikatür – (2009) Arkadaş, Edebiyat ve Düşün Dergisi. Sayı: 4 – İstanbul.

 Makaleler ve Bildiriler
 Makaleler ve Bildiriler
 Makaleler ve Bildiriler

İnsanlar daha yazmaya başlamadan çizmeyi öğrenmiş. Taşlara, duvarlara, ağaç kabuklarına, pişmiş toprağa hep bir şeyler çizmiş. Onların ne amaçla çizildiği pek bilinmiyor ama bazı araştırmacılar bu çizimleri; resim ya da karikatürün ilk örnekleri olarak gösterebiliyorlar.
Bu çizgi işi zamanla yaratıcılık gerektiren bir süreç olarak görsel sanat kavramının temellerinden birini oluşturur. Karikatürde görsel sanatlardan biridir ve kuramsal boyutta “çizgi ile mizah yapma sanatı” olarak tanımlanmıştır.

Günümüz karikatüründe iki anlayış öne çıkmaktadır; biri, tüketilip atılan, eğlendirme amaçlı, bol yazılı (popüler) tür, diğeri; (grafik mizah denilen) sanatsal, kalıcı, yazısız ve evrensel olan tür. Birinci tür daha çok mizah dergilerinde görülür. İkincisi ise güldürmeye öncelik vermez, bu tür için buluş ve anlam daha önemlidir.Bu türde mizah sanatsal boyutuyla ciddiye alınır, Bir makale yazma tavrıyla içeriğinde hep bir mesaj kaygısı güder.

Genelde karikatür; haber verir, özellikle günlük gazete karikatürleri kronolojik olarak izlendiğinde ülkenin çizgiyle tutulmuş tarihini, siyasal ve sosyal yaşamdaki değişimlerini ortaya koyar.

Karikatür eleştirir, olayların ve yöneticilerin yanlışlarını ortaya koymaya çalışır.
Karikatür; psikoloji ile ilgilidir, bir kişiliğin, bir sosyal sınıfın, bir rolün belirgin çizgilerini açığa çıkarırken bir taraftan da insanı eğlendirir.

Karikatür ders kitaplarında bir eğitim aracı olarak değerlendirilebilir.

Bütün bunlar karikatürün kapsama alanı içerisine giren işlevleridir.

Karikatür; zorluklara, olumsuzluklara, çürümüşlüklere karşın yaşama gülümseyerek bakabilmeye yardımcı olan bir sanat. Güldürürken düşündüren, olayları komik tarafından yakalayıp biraz da eleştiren, topluma ışık tutan ve belki de halk tarafından en çok sevilen, ilgi gören bir sanat.,.

Türk basınında karikatür, hem gazetelerde hem de mizah dergilerinde 1867’den bu yana inişlerle, çıkışlarla yol almakta. Diyojen, Hayal, Kahkaha, Çaylak, Karikatür, Diken, Güleryüz, Akbaba, 41 Buçuk, Dolmuş, Gırgır, Çarşaf, Limon, Mikrop, Penguen ve bunlara benzer pek çok dergide binlerce karikatür yayınlanmış, karikatürcüler yetişmiştir.

Cemal Nadir, Raimiz Gökçe, Turhan Selçuk, Ali Ulvi, Ferruh Doğan, Eflatun Nuri, Cafer Zorlu, Bedri Koraman, Nehar Tüblek, Semih Balcıoğlu, Atlan Erbulak, Oğuz Aral, Semih Poroy, Kamil Masaracı, Metin Üstündağ, Selçuk Erdem gibi adlan bu sayfalara sığmayacak daha nice karikatürcü, yaşamı boyunca sürekli çizmiş ve çizmeyi sürdürmektedir.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de karikatür tarihi hem başarılar, hem cezalandırmalarla, dolu dolu yaşanmıştır, yaşanmaktadır. Türkiye’de karikatür sanatının en çok ses getirdiği dönem 20. yüzyılın ikinci yansı olmuştur. Buna bazılan Türk karikatürünün “Altın Çağ”ı da diyorlar.
Karikatüre altın çağını yaşatan Türk karikatürcüleri zamana yeniliyor, yavaş yavaş aramızdan ayrılıp gidiyorlar… Cemal Nadirler, Ramiz’ler, Ali Ulvi’ler, Ferruh’lar, Mıstık’lar, Semih’ler, Oğuz Aral’lar yok artık. Tüm bu yok olanlar unutulup gitsin mi? Bu baş eserleri yaratanları yeni kuşaklar tanımasın mı?

Karikatür sanatının bu zengin içeriğinin tüm yönleriyle bilimsel olarak incelenmesi için Anadolu Üniversitesi bir araştırma ve uygulama merkezi kurulmasını kararlaştırır. 2002 yılında kurulan bu merkez ilk iş olarak Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri Müzesi’ni faaliyete geçirir; sergiler, anma günleri, atölye çalışmaları, söyleşi ve konferanslarla çalışmalannı sürdürür.Bu merkez; Turhan SELÇUK, Tan ORAL, Semih POROY, Kamil MASARACI, Musa KART, Nezih DANYAL, Sait MUNZUR, Ercan AKYOL gibi Türk karikatürünün önde gelen isimlerini, Mikhail ZLATKOVSKY, Ivan HARAMIJA gibi yabancı tanınmış karikatürcüleri Eskişehirli sanatseverlerle buluşturur, Ali Ulvi ERSOY, Semih BALCIOĞLU ve Necati ABACI gibi artık yaşamayan önemli karikatürcüler için anma toplantılan düzenler, Bu güne kadar müzede kişisel ve karma olarak 30 sergi gerçekleştirilir, Eskişehirli sanatseverler ve Anadolu Üniversitesi öğrencileri yurtiçinden ve yurtdışından gelen sanatçılan daha yakından tanıma fırsatı bulurlar.

Müzeler; aynı zamanda unutmayı, unutulmayı engelleyen yerler. Eskişehir’de 4 yıldan beri bir karikatür müzesi var; tüm Türkiye adına bir görev yerine getiriyor, yaşamını sürdürenleri birer birer Eskişehir’e getirirken, aramızdan ayrılan karikatür sanatçılarını da her daim yaşatmaya çalışıyor.

Nasıl, Londra denince British Museum, Paris denince Louvre Müzesi, Amsterdam denince Van Gogh Müzesi, Bilbao denince Guggenheim Müzesi akla geliyorsa bir süre sonra Nasreddin Hoca’nın doğduğu kent Eskişehir denince de Eğitim Karikatürleri Müzesi hatırlansa iyi olmaz mı?.
Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri Müzesi, kendi koleksiyonlarının sergilendiği sabit bölümlerin dışında değişken sergilerin yapılabileceği bir salona da sahip. Böylelikle ayda bir düzenlenen sergilerle çağdaş müzecilik anlayışı doğrultusunda sürekli canlı ortam sağlanmış oluyor.

SEMİH POROY’UN “FEKLAVYE” SERGİSİ
Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri Müzesi bu ay Semih POROY’u konuk ediyor. Semih Poroy’un FEKLAVYE sergisi; İstanbul, Bursa, İzmir ve Antalya’dan sonra şimdi de Eskişehir’de,
26 Kasım 2008 tarihinde Saat: 17.30’da açılan sergi; Poroy’un üç yıldan bu yana Cumhuriyet Kitap ekinde yayımlanan Feklavye çizimlerinden bir seçki.

Semih Poroy; usta bir karikatürcü. Yaşı 50’yi biraz geçiyor. Vatan, Milliyet, Demokrat ve Cumhuriyet gazetelerinde, Varlık, Milliyet Çocuk, Milliyet Sanat, Gösteri, Düşün, 2000’e Doğru, Adam Öykü ve benzeri edebiyat dergilerinde çizdiği karikatürlerle 33 yıllık sanat birikimine sahip. Samsun’da doğmuş. 1974’den sonra İstanbul’a yerleşmiş. İlk karikatürü 1975 yılında Akbaba’da yayınlanmış. I998’de Karikatür Vakfı tarafından Yılın Karikatürcüsü seçilmiş. 1984-85 yıllarında Karikatürcüler Derneği’nin başkanlığını yapmış. 100’ün üzerinde kitap resimlemiş… Halen, Cumhuriyet gazetesinde 17 yıldan beri günlük olarak sürdürdüğü, “Harbi” adlı bant karikatürü ile Cumhuriyet Kitap Eki’nde her hafta tam sayfa Feklavye karikatürü çiziyor. Portreler (1998), Meyhane Peçeteleri (1998), Gölgenizi Kullanabilir miyim? (1999), Feklavye (2008) adlı karikatür albümleri yayınlanmış ve yakın zamanda Frankfurt Kitap Fuarı nedeniyle bu listeye Ohne Wort (2008) adlı yeni bir karikatür albümü de eklenmiştir.
Şimdilerde daha dingin, daha üretken ortam olarak değerlendirdiği İznik Gölü kıyısının sessizliğinde yaşıyor.

profesyonel- amatör ilişkileriyle sanat-edebiyat ortamını iyi gözlemleyen biri. Edebiyat dünyasında pek çok tanıdığı var, Bu sergideki çizimleriyle o dünyanın arka planını, görünmeyen yüzünü karikatürleştiriyor. Bazen tek kare, çokça bant türündeki bu karikatürler basın-yayın dünyasında yaşanan olumlu- olumsuz iletişimin, kişisel iç hesaplaşmaların çıkmazlarını hicvediyor. Hafif veya tatlı sert eleştiriler, ya da kendi deyimiyle “durum komiklikleri” izleyeni keyiflendiriyor. Bir çok edebiyatçı (Enis Batur’un yazdığı gibi) “Eşi dostu, yayıncı, eleştirmen, okur, amatör, hasta profesyonel, tüccar-terzi yazar, yanlış anlaşılmış olanlar, kült yazar bozuntulan” bu çizimlerde kendilerinden bir şeyler bulup, muhtemeldir ki; “yok canım, beni kasdetmemiştir” diyerek arınmaya çalışıyordun. Feklavye karikatürleri bir anlamda çizerin yazarı kuşatması, sıkıştırması durumudur.


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.