tren

6 Mayıs 2004

Mizah ve Karikatür

Mizah ve Karikatür – (7-11 Mayıs 2004) 10.Uluslararası Karikatür Festivali – Ankara

 Makaleler ve Bildiriler
 Makaleler ve Bildiriler
 Makaleler ve Bildiriler

Mizah; arapça kökenli bir kelimeden türetilmiştir. Batıda buna “humor” denmektedir. Ana Britannica’da mizah “olayların gülünç, alışılmadık ve çelişkili yönlerini yansıtarak insanı düşündürme, eğlendirme ya da güldürme sanatına verilen ad” olarak tanımlamaktadır. Mizah, beklenenden farklı bir durumun ortaya çıkmasıyla yaratılan şaşkınlıktan, şaşırtmadan beslenir. Yani uyumsuzluk mizahın temel kalıbıdır (Morrel, 1997). Bir şeyin uyumsuz olması demek kişinin kafasında,şeylerin nasıl olduğuna ilişkin sahip olduğu kalıbı bozmak demektir. Arthur Kostler, Mizah Yaratma Eylemi kitabında; “mizahçı; uyumsuz kalıpların çarpışmasıyla oluşturulan zihinsel sarsıntılar sağlamak zorundadır” der.

Mizah konusunda birçok araştırma yapılmış, bundan sonra da yapılması kaçınılmazdır. Zira mizahın çok kapsamlı etkileri sürekli olarak insanların kafasını meşgul etmektedir. Joubert (1560), Hobbes (1651), Spencer (1860), Bergson (1899), Sully (1902), Freud (1905), Fry (1963), Tomkins (1950), Berlyne (1972),Rothbart (1973), Apter ve Smith (1977), Nerhardt (1976), Wilson (1979), Morreaull (1983), Lefcourt ve Martin (1986), Haig (1988) gibi bilim adamları bu alanda araştırmalar yaparak kuramlar oluşturmuşlardır. Tüm bu araştırmalara rağmen mizah çok iyi tanımlanmış ve dinamikleri açıklanmış bir olgu değildir. Mizah ve gülme konusu uzun süre basitlik olarak değerlendirilmiştir. Aristoteles (M.Ö 384-322) ve Platon: Mizah, insanların akılcı yeteneklerini kaybetmelerine, aptallaşmalarına, sorumsuzlaşmalarına ve insanlıklarını kaybetmelerine neden oluyor demişlerdir.

XVII. yüzyıl sonlarıyla XVIII. yüzyıl başlarında mizah ve gülme pekçok kişi tarafından kınanmış, basit görülmüştür. Morrel; mizah, sorunların tümüne yaklaşmanın en tembelce yoludur demiştir. Antik Yunan’da klasik çağ boyunca Avrupa’da ve klasik Hindistan kültüründe mizah ve gülme hep kötülenmiştir. XIX. yüzyılda Boudelaire (1821-1867) mizahtan “şeytanın soyundan gelen lanetli birşey” olarak söz eder (Morrel, 1997).
Türk toplumunda da bu bakış pek farklı olmamıştır.

Ancak XVIII. yüzyıldan başlayarak, mizah konusunda görüşler yavaş yavaş olumluya dönüşmeye başlamıştır. Mizahın insan sağlığı ve psikolojisi üzerinde olumlu etkiler yaptığı araştırmacılarca kanıtlanmıştır. Bu araştırmalar “mizahın, yaşamı yorumlama biçimi olduğu ve mizahi bir tutumla insanların başarısızlıklar karşısında daha az hayal kırıklığına uğradıkları” sonucuna varılmıştır. Mizah ürünlerini; işitsel, görsel ve devinim olarak üçe ayırabiliriz.
İşitsel mizah içine sözlü ve yazılı mizah girmektedir; fıkra, öykü, roman, şiir, vb. Görsel mizah için en önde gelen karikatürdür. Hacıvat-Karagöz gibi Türk toplumuna özgü bir türden de söz edilebilir. Devinim mizahı olarak tiyatro.sinema, meddah ve pandomimi örnek gösterebiliriz. Bütün bunların içinde latife, şaka, nükte, iğneleme, taşlama, hiciv, alay, halt biçiminde çeşitler bulunmaktadır.

Mizah kelimesine karşılık olarak türkçede GÜLMECE kelimesi kullanılmaktadır. “Gülmece” kelimesi yalnızca gülmeyi içerdiği için mizahçıların bir bölümü bu kelimeyi yanlış bulmaktadır. Turhan Selçuk; “Mizah (humor) yalnız güldürü değildir. Düşündüren, eleştiren, istihza eden, bir çeşit acı duygusu veren, hicveden, karşıt fikirleri kapsayan ve fikirleri beklenmedik, şaşırtıcı bir biçimde sunan türleri vardır. Kara mizah, pembe mizah deyimleri bu yüzden çıkmıştır.” diyor (Selçuk, 1998). Mizah öyküleri yazarı Erhan TIĞLI; “Gülmece deyince insanın aklına iz bırakmayan, gülünüp geçilecek nesneler geliyor. Bulvar komedileri, bulvar karikatürleri, bulvar esprileri, yazıları birer gülmecedir. Güldürmekten başka amaçları yoktur onların.” (Tığlı, 1984) demektedir.

Mizah; gerçek olanla, ideal arasındaki çatışmadan ortaya çıkar. Tepki olarak az veya çok gülümseme, kahkaha atma, acı acı gülme, pis pis sırıtma, bazılarına göre beyinsel gülme gibi bir sonuca ulaşma söz konusudur.
Karikatür de Türkçe karşılığı olmayan yabancı bir kelimedir. Ancak dilimize yerleşmiştir. Turhan Selçuk, “karikatür: çizgiyle mizah yapma sanatıdır” diye tanımlıyor. Sonra devam ediyor “Bir başka deyişle karikatür; grafik mizahtır (humour graphique)” diyor (Derman, 1983). Turhan Selçuk “karikatürcü yerine ‘mizah çizeri’ demek daha doğrudur” diyor (Selçuk, 1998).

Fransızlar karikatür’e “deşsin d’humour” (mizahi çizgi) diyorlar. Karikatürcülere; “humorist” yani bizdeki karşılığı “mizah çizeri”. Fransızlar mizah karşılığı olarak “satir’1 kullanıyorlar. Bu terimler iyice içice girmiş şekilde duruyor. Karmaşıklık ortaya çıkıyor. Oysa “mizah” kelimesi türkçeye girmiş, kabul görmüştür, yeni bir kelime aramaya gerek yoktur. Benzer terimlerin tümünü anlatmaktadır. “Karikatür” karşılığı olarak Turhan Selçuk’un söz ettiği “grafik mizah” yani “humoristik desen” karikatürün bir alt başlığıdır. 1950 li yıllarda ortaya çıkan yazıdan arındırılmış, güncel olmayan ve anlaşılması için bir kültür birikimini gerektiren karikatür türü olarak tanımlanabilir.
Tüm bu karmaşık ifadeler zaman zaman çeşitli platformlarda tartışılmıştır. Kelimeler soyut kavramlardır. Önemli olan o terim kullanıldığında akılda çağrıştırdığı anlamdır.

KAYNAKÇA:
DERMAN, Hakan. “Turhan Selçuk’a Birkaç Soru”, Sıfır Dergisi, Ankara, Ekim 1983.
MORREAL, John. Gülmeyi Ciddiye Almak. İris Mizah Kültürü Yay. İstanbul, 1997.
SELÇUK, Turhan. Grafik Mizah. İris Mizah Kültürü Yay. İstanbul, 1998. TIĞLI, Erhan.
“Mizah mı,Gülmece mi?”, Sıfır Dergisi, Ankara, Mayıs 1984.


Humour has been derived from an Arabic word. In the west it is called “humour”. In Ana Britannica it is defined as “the art that makes you think, entertain and laugh by reflecting comic, unusual and conflicting sides of events.” Humour is bred by a situation created by confusion, bewildering. That is maladjustment is the main form of humour. Something that is maladjusted means ruining the form that a person has in relation to things and his thoughts. Arthur Kastler says in his book “The Act of Creating Humour”, humourist has to create physchological shock by clashing maladjusted forms.

There has been a lot of research on humour and it is in evitable that the will be in the future. Because the effects of humour has been keeping people’s minds busy. Scientist such as Joubert (1560), Hobbes (1651), Spencer (1860), Bergson (1899), Sully (1902), Freud (1905), Fry (1963), Tomkins (1950), Berlyne (1972), Rothbart (1973), Apter ve Smith (1977), Nerhardt (1976), Wilson (1979), Morreaull (1983), Lefcourt and Martin (1986), Haig (1988) have done research in this field and have put forward theories. In spite of these research, humour has not been a well defined nation. .

Humour and laughing have been considered as something simple. Aristoteles (BC384-322) and Platon stated that humour makes people lose their skills, makes them stupid, irresponsible and make them lose their humanity. .

At the end of the 17th century and at the beginning of the 18th century humour and laughing were criticized by many people and considered primitive. Marrel said humour was the haziest way to approach all problems. In Antique Creak, during classic age in Europe and classical Indian culture, humour and laughing were condemned all the time. .

In the 19th century, Buodelaire (1821-1867) refered to humour as something coming from the origin of devil. .

This has been different in Turkish society. Starting from the 18th century, the opinions on humour have turned out to be positive. It has been proved by researchers that humour has positive effects on human health and psychology. By the help of these it has been concluded that humour is a life style and with a humourist approach humanbeings feel less dissappointed when they fail. We can classify the products of humour into 3 groups: Audio, visual and motion. .

There is oral and written humour under audio humour category; jokes, short stories, poems etc. For visual humour cartoons are the main ones: Hacivat, Karagoz (belonging to Turkish culture) could be mentioned. Theatre, cinema, meddah, pandomime could be given as examples of motion humour. Jokes, wit, satire, teasing, etc. are the examples of different forms. .

Turkish equivalance of “humour” is “CULMECE”. Since it includes only the act of laughing, some humorists say that it is wrong. .

Turhan Selguk says “Humour does not only make people laugh “gulduru”. It has its forms that make one think, criticize, mock and satirize, have opposing views and express these in a surprizing way. Dark humour, and pink humour have emerged because of these (Selguk 1998). Erhan Tigli, a humorist writer when the word “humour” is uttered, what comes to mind is objects that do not have a long losting effect. The only aim is to make people laugh. (1984) .

Humour appears from the conflict between reality and ideal. As a reaction what you get is smiling, laughing a little, too much, grining, according to some cerebral smiling etc. .

Cartoon does not have a Turkish equivalence but has been used. Turhan Selguk defines cartoon as form of art creating humour by using the line and carries on saying it is, in other words, humour graphics (Derman, 1983). Turhan Selguk says instead of calling them as cartoonists, it is better to call them as humour drawers. .

French people call it “humourist line”, “dessin d’humour” and cartoonists “humourists” in Turkish it means “humour drawers” and they use “satir” as the equivalence of “humour”. These are all mixed and causes confusion. But the word “humour” is in Turkish and has been accepted and there is no reason to look for a new word. Sometimes it refers to all. Humour graphics, that is “humouristic design”..

As the equivalence of cartoon that Turhan Selguk has mentioned there is a subcategory of cartoon. It could be defined as a type of cartoon that requires the accumulation of cultural knowledge to be understood; was purified from writing in 1950’s and is not up to date. All those complex expressions have been discussed in various platforms. Words are abstract notions. What it associates is important. .


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.