tren

2 Ekim 2003

Söyleşi: Rahmi Emeç, Evrensel Gazetesi

 

soylesi

Karikatür; Bir İletişim Sanatıdır.

Atila Özer uzun yıllardır çiziyor. Ülkemizde olduğu kadar, uluslararası alanda da kendisine özel bir yer edinmiş durumda. Yılların deneyimiyle kendisine özgü bir ‘çizgi dilini’ yakalayan Atila Özer ile karikatür üzerine konuştuk.

Karikatür ile kaç yıldan beri ilgileniyorsunuz?

Otuz yıldan beri karikatür çizmeye, karikatür sanatını tanıtmaya, yaygınlaştırmaya çalışıyorum. Sergiler açtım, konferanslar verdim, sempozyumlara katıldım. Hem yurtiçinde hem yurtdışında çalışmalarım oldu. Karikatür konusunu işleyen kitaplarım var. Otuzuncu yılı anımsamak ve bugüne kadar yaptıklarımı gözden geçirmek adına bir kitapçık yayımladım. Adını da “Ödüller” koydum. Otuz yıllık süre içinde otuzbir karikatürüm otuzüç ödül almış… Bu ödüllerin sekizi yurtdışından. Yani ülkemi Japonya’da, Makedonya’da, Almanya’da, Kuzey Kıbrıs’ta ‘Milli Takım oyuncusu gibi’ temsil ettim.

“Karikatür”ü tanımlamaya çıktığınızda; onun işlevi, önemi, diğer sanat dallarıyla bağlarını nasıl açıklayabilirsiniz?

Karikatür; bir iletişim sanatıdır. Yani çizgi-mizahla bir düşünceyi ifade etme sanatıdır. Tıpkı bir yazarın, roman yazması, öykü yazması, bir müzisyenin beste yapması, bir şairin şiir yazması gibi karikatürcü de söylemek istediğini çizgilerle anlatan kişidir. Karikatürcü; mizahı kullanır, ifadesinde abartmalara yer verir, şaşırtıcı benzetmeler yapar ve söylemek istediğini kestirmeden söyler, insanlar karikatürü izlerken fazla zaman harcamazlar. Bunlar onun çekici yanlarıdır.

Türk karikatürünün, dünya karikatürü içindeki yeri nedir?

Bugünkü anlamıyla karikatür; 17. yüzyılda italya’da ortaya çıkmıştır. Türk karikatürünün ise 135 yıllık geçmişi vardır. Buna rağmen, Türk karikatürü dünyanın her yerinde bilinir. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında 1950 Kuşağı diye bilinen karikatürcüler, dünyanın en tanınmış yarışmalarında birincilikler, önemli dereceler almıştır. Turhan Selçuk, Nehar Tüblek, Semih Balcıoğlu, Ferruh Doğan gibi sanatçılarımızı herkes tanımaktadır.

Karikatürünüzü besleyen olaylar, olgular nelerdir?

Gelişmiş ülkelerde karikatür daha çok eğlence amacı ile çizilmektedir. Bu yavaş yavaş bizde de böyle olmaya başladı. (Acaba bizim geliştiğimize bir işaret midir?!) Gelişmekte olan ülkelerde karikatürcüler; ülkelerindeki sosyal, ekonomik, siyasal çarpıklıkları ele alıyorlar. Ben de karikatürü bu amaçla çiziyorum. Her adımda bir çelişki, her an bir sorunla yüz yüze olan Türk karikatürcüsü için konu bulmak çok kolay. Bankta çekirdek yiyen bir vatandaşımız yanıbaşında duran çöp tenekesini kullanmayıp ayaklarının dibini çöplüğe çeviriyorsa bunu çizmek çok mu zor. işte bunlardan besleniyorum.

Beğendiğiniz karikatürcüler kimler?

Turhan Selçuk, Türk karikatürünün klasiğidir. Onun çizdiklerinden, karikatür sanatının ne anlama geldiğini öğreniyorum. Seksen yaşını geçtiği halde hâlâ çizmeyi sürdürdüğü için onun gayretini, azmini seviyorum. Semih Balcıoğlu’nun her yıl bir kitap çıkarmasına imreniyorum. Bulgar karikatürcünün karikatürünü oya gibi işlemesine özeniyorum. Birçok Türk karikatürcüsünün basında yer bulamadıkları için çizmekten vazgeçmeyip sergiler açmasından etkileniyorum.

Karikatüre yeni başlayan gençlere öğütleriniz veya önerileriniz nelerdir?

Türkiye’de karikatürcüler hep kendi kendine öğrenip, ustalaşmalardır. Bu yol uzun sürebilir, ancak sağlam yoldur. Eğer bir karikatürcü adayı, gazetelerde, dergilerde, sergilerde yer alan karikatürleri alıcı gözüyle izler ve sürekli çizerse sorun çözülecektir. Anadolu Üniversitesi’nde oldukça eski sayılabilecek bir Karikatür Kulübü var. Bu kulüp öğrencilerimize çalışma ortamını sağlıyor. Buradan herkes yararlanabilir. Ayrıca çizgi film ile uğraşmak isteyenlere güzel sanatlar fakültemiz öncülük ediyor. Şimdilerde yeni bir örgütlenmeye gidiyoruz.
Bu da Anadolu Üniversitesi Karikatür Sanatını Araştırma ve Uygulama Merkezi… Rektörümüz Prof. Dr. Engin ATAÇ’ın destekleriyle geçen yıl YÖK tarafından izni onaylandı, ilk faaliyet olarak uluslararası bir sergi planladık. Bu sergiye tüm karikatürcüler davetlidir. Serginin konuları: 1. Eğitim, 2. Avrupa, 3. Euro. Bu yıl çok tartışılacak olan bu konulardaki karikatürleri 30 Kasım’a kadar merkezimize bekliyoruz. Bu karikatürler Araştırma Merkezi’nin arşivini oluşturacak, ilerde kuracağımız Karikatür Müzesi’ne de yardımcı olacaktır.

 

Atila Özer Kimdir?

1949 yılında Burdur’da doğdu. Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’ni bitirdi.”iletişim Sanatları” dalında yüksek lisans öğreniminden sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden “Grafik” dalında “Sanatta Yeterlik” aldı. 1995 yılında doçent, 2001 yılında profesör oldu. Halen Anadolu Üniversitesi’nde öğretim üyesidir. Karikatür sanatıyla çizer ve araştırmacı olarak ilgilenmektedir, ilk kişisel sergisini 1978 yılında Nasrettin Hoca’nın doğduğu köyde (Hortu) daha sonra Avusturya’nın Klagenfurt kentinde (1986), Eskişehir’de (1988), Şile’de (1992), Sivrihisar’da (1993), Ankara’da
(1994) , Anamur’da (1996) Almanya’nın Staufen kentinde (1996), Avusturya’nın Landeck kentinde (2000) sergiler açmıştır. Ayrıca pek çok ulusal ve uluslararası karma sergiye katılmıştır. Bir eseri de Varşova Karikatür Müzesi’ne alınmıştır. “Karikatüre Selam” (1982), “Çizgiler” (1985),” Çizgimizah”
(1995) adlarını taşıyan üç karikatür albümü ile “Karikatür Sanatı ve Reklamcılık” (1988), “iletişimin Çizgi Dili Karikatür” (1994), “Yurtdışında Ödül Kazanan Türk Karikatürleri” (1995), “Kuramsal ve Uygulamalı KARİKATÜR” (1998) “Karikatür Müzeleri” (1999) adlı araştırma kitapları, “Grafik Üretim Teknikleri” (1995) adlı ders kitabı yayımlanmıştır. Bugüne dek, yurtiçi ve yurtdışındaki yarışmalarda 33 ödül kazandı.


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.