tren

5 Mayıs 2003

Karikatür ve Karikatürcü Hakları

Karikatür ve Karikatürcü Hakları – (2-6 Mayıs 2003) 9.Uluslararası Karikatür Festivali – Ankara

 Makaleler ve Bildiriler

 Makaleler ve Bildiriler
 Makaleler ve Bildiriler
 Makaleler ve Bildiriler

Karikatürcü, düşünce özgürlüğünü savunmalı, insan haklarına saygılı ve onurlu olmalıdır. Çoğu zaman da
öyle olmuştur. Karikatürcü bu özelliklerinden dolayı gördüğü yanlışları görmezlikten gelemez. Yanlışlık
yapanları eleştirir. İnsanlığı iyiye, doğruya, güzele yönlendirerek yüceltmeye çalışır.
Ancak, karikatürcü doğru bildiği bu yolda ilerlerken önüne birçok engeller çıkmış, destekleyenler gibi karşı
duranlar da hep olmuştur. Tüm insanlar gibi karikatürcülerin de hakları vardır ve istenen o hakların
kısıtlanmamasıdır.

Eleştiriyi doğrudan sanatının bir parçası olarak kullanan karikatürcüler, dünyanın her yerinde kendileri de eleştirilmiş, zaman zaman tutuklanmış, cezalara çarptırılmış, bazen de ödüllendirilmiştir. Fransa’da Kral Louis Philippe, kendisini eleştirenlere kızdığı için 1835 yılında çıkarttığı bir yasayla, siyasal mizahın yapılmasını yasaklamıştır. Almanya’da 1930 ‘lu yıllarda Nazilerin iktidar olduğu dönemde, İtalya’da faşist yönetim dönemlerinde yoğun baskılar yüzünden bazı karikatürcüler ülkelerinden kaçmak zorunda kalmışlardır. Meksika, Brezilya (1930-1945) ve Arjantin’de, Kolombiya’da , Şili’de dikta rejimleri karikatürcüleri sindirmek için her türlü baskıyı uyguladılar. İspanya’da iç savaştan sonra gelen Franko pek Çok yasaklamalarla karikatürcüleri yıldırmış, Polonya’da Naziler 1944 Mayıs’ında karikatürcüleri kurşuna dizmişlerdir. Çekoslovakya’da İkinci Dünya Savaşı’nda toplama kamplarında ölen karikatürcüler olmuştur. Güney Kore’de 1950 lerde karikatürcüler baskı görmüş, Markos rejimi sırasında Filipinler’de de aynı şeyler tekrar edilmiştir.

1867 yılında Türk basınında yayınlanan ilk karikatürden bu yana ülkemizde de değişik değerlendirmeler ve tepkiler görülmektedir. İlk cezalandırmayı hemen başlangıçta görüyoruz. Ülkemizde yayınlanan ilk mizah dergisi olan DİYOJEN, “memleketin genel çıkarlarına aykırı davranmak” suçlamasıyla bir karikatür yüzünden 1Ş72 yılında iki ay kapatılır.

DiVojen’den sonra HAYAL adında başka bir dergi çıkaran Teodor KASAP, Hayal’de yayınlanan iki karikatür nedeniyle de üç yıl hapis cezasına çarptırılır (1877).

Abdülhamit otuz yıl süren karanlık dönemde (1878-1908 ) sadece karikatürü değil.tüm mizah yayıncılığını Vaşaklar. II. Meşrutiyetle yeniden yayınlanan mizah dergileri ile birlikte yargılamalar da devam eder, Cemil CEM, 1927 yılında CEM dergisinde yayınladığı bir karikatür yüzünden yargılanır.

Gumhuriyet’le birlikte yeni ufuklara açılan Türkiye’de karikatürcülerin cezalandırılması devam eder. 1953 VHında Ratip Tahir BURAK , o günlerde yürürlüğe girecek yeni “Basın Yasasfnı karikatüründe eleştirince 16

aylık hapis cezasına çarptırılır ve Toptaşı Cezaevi’nde yatar. Ramiz GÖKÇE bir karikatürünün “müstehcen” bulunması nedeniyle mahkemeye verilir.

Mim UYKUSUZ; Aziz Nesin’in çıkardığı ve o günlerde görülmemiş bir tiraja ulaşan MARKOPAŞA dergisinde etkin karikatürler çizerek öne çıkmış bir karikatürcüdür. 1949 yılında bir karikatür albümü yayınlar, bu albüm yayınlanmasının üstünden 10 gün geçmeden toplatılır. Daha sonraları Markopaşa dergisinin başına başka ilginç yasaklamalar da gelmiştir.

1955 yılında Ulus gazetesinde çalışan Halim BÜYÜKBULUT, çizdiği bir karikatür yüzünden 14 ay hapis cezasına çarptılır. Ferruh DOĞAN’ın “Asrileşen Köy” adındaki albümü 1956 yılında mahkeme kararıyla toplattırılır.

Turhan Selçuk, kardeşi İlhan Selçuk’la birlikte çıkardığı DOLMUŞ dergisi ve dergide çizdiği karikatürlerle dönemin Demokrat Parti iktidarıyla mücadeleye girişmiş, dergiden huzursuz olan iktidar dergiyle adeta savaşmıştır. Turhan SELÇUK, 7 Mart 1956 tarihli DOLMUŞ dergisinde çizdiği karikatürdeki orak-çekiç simgesi nedeniyle sorgulanır. 20 Kasım 1957 tarihli DOLMUŞ dergisinde Menderes Kabinesi ile ilgili karikatür nedeniyle daha dergi dağıtıma verilmeden, karikatürün nasıl birşey olduğu bilinmezken toplatma kararı alınabilmiştir (Yetkin, 1990). Turhan SELÇUK 27 Mayıs 1960 öncesi Sıkıyönetim Dönemi’nde de Milliyet gazetesinde çizdiği karikatürler yüzünden yönetimle çatışmıştır. “Halkın dükkanlar önünde uzun kuyruklar yaparak gaz, şeker, çay, kahve… almak için saatlerce bekletilmesini eleştiren” karikatürleri, Turhan SELÇUK’un çalıştığı gazeteye “kapatırız” tehditlerine neden olur.

27 Mayıs 1960 öncesinde Ali Ulvi ERSOY’un da karikatürleri yüzünden başı derde girer. Ali Ulvi, Cumhuriyet gazetesi’nde “uçtu uçtu” adını verdiği bir karikatür yayınlar. Bu karikatür yüzünden hem gazete kapatılır, hem de kendisi soruşturma geçirir.

12 Mart (1971) Askeri Darbesi yapıldıktan sonra Sıkıyönetim tarafından ülkede huzuru bozan ve anarşiye öncülük eden şüpheliler sorguya çekilir. Karakollara götürülüp sorguya çekilenlere işkenceler yapıldığını sağır sultanlar bile duymuştur. Bu yıl 60. Sanat Yılı’nı kutlayan ünlü karikatürcü Turhan SELÇUK ta o dönemde karakola götürülerek sorgulanan ve bu sorgulamalarda kaburgaları kırılan karikatürcü olarak tarihe geçmiştir.

1979 yılında karikatürcü ibrahim GÜNGÖR, o günlerin karanlık güçleri tarafından katledilir.
GIRGIR dergisi bir karikatür yüzünden bir ay kapatma cezası alır (1982), Karikatürcü Asaf KOÇAK, diğer
sanatçılarla birlikte Sivas’ta bir otelde yakılarak öldürülür (1993).

Ertan AYDIN (1996), bir karikatürü yüzünden 10 ay, bir başka karikatürü yüzünden 11 ay (1997), Ahmet ERKANLI da bir karikatürü nedeniyle 10 ay hapis cezasına çarptırılır. Doğan GÜZEL, çizdiği 4 karikatür için 4 ayrı davadan 40 ay hapis cezası alır (1998). Haslet SOYÖZ (1998), Nuri KURTCEBE (1998), Oğuz ARAL’a (1998) karikatürleri nedeniyle davalar açılır.

Balıkesir’de açılan bir karikatür sergisi (1997) çeşitli baskılar yüzünden kapatılır, Leman dergisinde yayınlanan bir karikatür için Yazı İşleri Müdürü’ne 3.5 ay hapis cezası verilir. Aşkın AYRANCIOĞLU ve Seyit SAATÇI’nın Sinop Boyabat’ta açtıkları karikatür sergisi kapatılır, öğretmen olan Ayrancıoğlu görevden alınır (2001). LEMAN dergisi karikatürcüsü Feyhan GÜVER’in “Bayır Gülü 3” albümü (2001), Metin ÜSTÜNDAĞ’ın “Pazar Sevişgenleri” albümü (2002) toplatılır.
Yukarıda sıralanan tutuklamalar, mahkemeye verilmeler, hapis cezaları çoğunlukla olağanüstü, sıkıyönetim ve baskı dönemlerinde görülmüştür. Burada yasaları uygulaması için görevlendirilen kuruluş, kurum ve kişilerin zaman zaman yasaları çiğneyerek bazen yanlış algılamalarla karikatürcüleri engellemeye çalıştıkları söylenebilir.

Karikatürcülere karşı açılan davalarda öne çıkan gerekçeler ve yasal dayanaklar şöyle sıralanabilir:
1. “Kişilik haklarına basın yoluyla hakaret”.
2. “Devletin askeri şahsiyetlerini, emniyet muhafaza kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif etmek”
3. “Milli hissiyatı rencide edecek ve milli menfaatlere zarar verecek şekilde sui niyetle maksadı mahsusa müstenit neşriyatta bulunmak”
4. “Halkın ar ve haya duygularını incitmek”
5. “Bölücü örgüt propagandası yapmak”
6. “Devletin iç ve dış güvenliğini tehdit etmek”
7. “Özel ve aile hayatına tecavüz etmek”.

1858 yılında ilk olarak Türk yasalarına giren “Genel adaba aykırı olarak yazı ve şiirle şaka ve yergiye dair şeyleri veyahut edepsizce resim ve tasviri basan ye bastıran ve yayınlayan kimselerden bir mecidiye altından,beş mecidiye altına kadar para cezası alınır ve yirmidört saatten bir haftaya kadar hapsolunur” (Çeviker, 1987) maddesinden bu yana yaklaşık 150 yıla varan bir zaman sürecinde ihtiyaçlara göre yeni yasaklayıcı yasalar çıkarılmıştır.
Mizah ve onun bir alt başlığı olan karikatür, tüm sanatlar gibi özgür ortamda yeşerir, özgürlükle iç içedir-Özgürlükler arttıkça mizah ve karikatür üretimi artacağı gibi, mizah ve karikatür üretimi arttıkça da özgürlükler artacaktır. Ülkemizdeki demokrasinin tam anlamıyla gerçekleştiğinin kanıtı, karikatürcülerin (&u bağlamda tüm sanatçıların) sanatlarını engelsiz uygulayabilmeleriyle ölçülecektir.

Kişilerin, olayların, kurumların bilinen özelliklerini abartmak ve yalınlaştırmak karikatür sanatçısın”1, kullandığı en temel tekniktir. Karikatürcünün yaptığı; göstermek istediklerini öne çıkarmak, istemediklerini

yalınlaştırmak, geri plana atmaktır. Karikatürcü başarısını buna borçludur. O yüzden doğasında var olan bu teknikleri uyguladığı için, karikatürü ya da karikatürcüyü suçlamak doğru değildir. Karikatürü besleyen hoşgörüdür. Fransız Başbakanlarından Leon BLUM, iktidarı sırasında, “Mizah çizerleri Karikatürlerimi daha az çizer oldular. Sanırım siyasi hayatımın son günlerini yaşıyorum” diyerek karikatüre karşı hoşgörülü yaklaşımını dile getirmiştir. Türkiye’de pek çok politikacı karikatürcülerden ve onların çizdiği Karikatürlerden rahatsızlık duymuş, onların eleştirilerini haksız bularak cezalandırılmaları gerektiğini savunmuştur. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde karikatürcülere karşı hoşgörü gösteren politikacıların başında Süleyman DEMİREL gelmektedir. Demirel, uzun süren politik yaşamı boyunca en çok karikatürü çizilen, en çok eleştirilen bir lider, başbakan ve cumhurbaşkanı olarak karikatürcülere hiç dava açmamış bir politikacıdır.

KAYNAKÇA
ÇEVİKER, Turgut. “Tanzimattan Cumhuriyete Türk Karikatürü”. Varlık dergisi, İstanbul, Şubat 1987.
YETKİN, Çetin. “Siyasal İktidar Sanata Karşı”. Bilgi Yayınevi, Ankara, 1990.


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.