tren

21 Mart 2002

Söyleşi: Gönül Öktem, Sakarya

20150316121353336_00000001Karikatür Sanatçısı Prof. Dr. Atila Özer
“Karikatürcü, olayları mizah gözlüğü ile bakarak ele alır”
Sanat her dalı ile güzeldir. Ama, bu güzelliği anlayabilmek, anlatabilmek çok çok önemli. Önemli olan da bu işte. Peki bu önemi toplum olarak ne kadar değerlendirebiliyoruz, ne kadar değerlendirebiliyoruz, ne kadar değer veriyoruz? Ne kadar önem verdiğimiz ortada… Oysa sanata değer verirken, sanatçıya değer vermiş olacağız. Tabi ki bunun bilincinde olanlar çok ama olmayanlar daha çok. İşte bu çokluğu en aza indirdiğimiz de sanatsever bir toplum olacağız. Sanatsever bir toplum ise, üretken, katılımcı, ilkeli, dürüst ve duyarlı bir toplum olur. Ne güzel bir toplum.
İşte sanat dallarından biri var ki, hemen hepimiz çok seviyoruz. Mizahın çizgi ile şekillendiği sanat. Yani çizgi ile mizahın elele olduğu bir dal. Güncel olayları yansıtırken eğlendirir, eğlendirken de eğitir. Eğitirken de eleştirir.
Günümüz de karikatür sanatçılarımızın karikatürlerini zevkle izliyoruz. Gülüyoruz, düşünüyoruz ve öğreniyoruz.
Eskişehir bu sanat dalı ile ile şanslı bir kent diyebiliriz. Çünki usta karikatürcülerimiz Eskişehir’in bağrında, seçkin ve ilkeli karikatürleri ile bizleri aydınlatıyorlar.
Acaba, Karikatür sanatı nedir? Bir yetenek midir? Yoksa eğitimle ilgisi varmıdır? Günümüz de karikaür hangi nokta da?
İşte tüm bu sorularımızı Usta bir karikatür Sanatçısı ve bir akademisyon olan Atila Özer’e sorduk. He¬men hepimiz kendisini tanıyoruz. Karikatürlerinden büyük bir keyif alıyoruz ve
duygu yoğunluğu yaşıyoruz.
Bakın, Usta Sanatçı Prof. Özer, sorularımızı nasıl yanıtladı, bizleri nasıl aydınlattı. .
-Karikatür Sanatçısı Atila Özer’i tanıyoruz. Yine Usta Karikatür sanatçıları ile bir sergi açtınız. Ama, söyleyişimize sizi sizden öğrenebilir miyiz? Karikatür Sanatçısı Prof. Atila özer kimdir?
-1949 yılında Burdur’un bir köyünde doğdum. İlk, orta, lise öğrenimimi Burdur’da tamamladım. Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi ‘nin İnşaat Bölümü’nden mezun oldum. 1975 yılında Eskişehir’e geldim. Almanca Öğretmeni Vicdan Bulunmaz’la evlenerek Eskişehirli oldum. Almanca Öğretmeni Vicdan Bulunmaz’la evlenerek Eskişehir’li oldum. 1979 yılında Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. O zaman henüz Akademi’ydi. Üniversite öğrencisiyken başladığım karikatür çalışmalarına Eskişehir’de yoğunlaştırdım. O yıllarda çizdiğim Sakarya Gazetesi’ndeki günlük karikatürlerime baktığımda acemice çizdiğim o karikatürlerin yayınlanması için ne kadar cesaretli davranmışım diye şaşıp kalıyorum. Daha sonra Sonolay, İstikbal gibi diğer Eskişehir gazetelerinde de çizmeyi sürdürürken bir taraftan da İstanbul’a açılmak istedim. Her karikatürcü ulusal basında görünmek ister. Gırgır, Fırt, Çarşaf gibi dergilerde Çivi, Politika, Günaydın gibi gazetelerde karikatürlerim yayınlandı. Çizdiğim karikatürlerin yayınlanması beni yüreklendirdi, daha çok çizmek için moral kaynağı oldu. İlk sergimi Sivrihisar – N.Hoca köyünde 1978 yılında açtım. Nasreddin Hoca Festivali yapılıyordu, köyde açılan ilk karikatür sergisi ilgi ile karalandı. Daha sonra ulusalve uluslararası yarışmalara katılmaya başladım. Gelecek yıl karikatürcülükte otuzuncu yılımı dolduracağım, otuzbir ödül aldığıma göre hemen hemen her yıla bir ödül düşüyor.
– Bu ödülleri biraz daha açar mısınız?
– Biraz uzun olacak ama isterseniz belli başlı bazılarını söyleyeyim.
Japonlardan ayrı ayrı yarışmalardan 5 ödül kazandım, galiba Japonlar benim mizah anlayışımı çok sevdiler.
İzmir Mimarlar Odası Karikatür Yarışması- Birincilik Ödülü – 1979 .
Müzeciler Derneği Karikatür Yarışması – Birincilik ödülü – 1980.
Japonya Yomiuri Karikatür Yarışması- Altın ödül 1983. Halk Sigorta Karikatür Yarışması – İkincilik ödülü 1984.
Milliyet Sanat Dergisi Karikatür Yarışması- Birincilik ödülü- 1985. Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi Armağanı-Üçüncülük ödülü- 1989. Makedonya Üsküp Kari-katür Yarışması – Özel Ödül – 1989.
Burdur Müzesi Karikatür Yarışması – Birincilik ödülü- 1990
Japonya, Okhotsk Uluslararası 5. Karikatür Yarışması – Mansiyon -1994.
Nehar Tüblek Karikatür Yarışması – İkincilik ödülü- 2000 Japonya Yomiuri Shim-bun Karikatür Yarışması-Özel Ödül-2002
– Karikatür sizce nedir? Karikatüre bakış açınız?
– Karikatür; çizgi ile mizah yapma sanatıdır. Karikatürcü olayları mizah gözlüğü ile bakarak ele alır. Bazı öğeleri abartır, bazı arka planda kalan şeyleri öne çıkarır, beklenmedik durumlar yaratarak izleyiciyi şaşırtma yolunu seçer. Bazen çizgilerini yazı ile destekler, bazen hiç yazı kullanmaz,
“yazısız karikatür” ü oluşturur.
Karikatürcü çizdikleriyle biraz “haber verir”, biraz “eğlendirir”, biraz “eğitir”, biraz da “eleştirir”.
– Günümüzde dünyada, ülkemizde ve şehrimizde karikatür hangi noktada?
– Karikatür 17. yüzyılda İtalya’da ortaya çıkmıştır. Ülkemizde ise ilk olarak 1867 yılında “İstanbul” adlı bir gazetede görülür. Özellikle Türk karikatür geçmişi çok uzun olmamakla birlikte çok çabuk kabul görmüş, gelişmiş, iyi ustalar yetişmiş, dünya çapında başarılar sergilemiştir. Cemal Nadir, Turhan Selçuk, Semih Balcıoğlu, Nehar Tüblek, Ali Ulvi gibi isimler Türk Karikatür Tarihi içinde altın harflerle yazılacak isimlerdir.

Eskişehir’in karikatür sanatı bağlamında özel bir yeri olduğunu hep söylemişimdir. 1950’li yıllarda Pertev Ertün, Yılmaz Büyükerşen, Beytullah Heper imzaları İstanbul’da yayınlanan en önemli mizah dergilerinde görülmekte, şehirde sergiler açılmakta, yerel basında günlük karikatürler yayınlanmaktadır. Karadayı, Sak-sağan, Çimdik gibi mizah gazeteleri Eskişehir’de Eskişehirli karikatürcüler tarafından çıkarılmaktadır. Anadolu Üniversitesi’nde Yılmaz Büyükerşen tarafından kurulan Karikatür Kulübü öğrencilerle çalışmalarını hala sürdürmektedir. Bu kulübün davet ettiği tanınmış pek çok karikatürcü yıllardan beri Eskişehir’de sergiler açmakta, söyleşiler yapmakta, konferanslar vermektedir. 1996 yılında yayınlanan Özgür Topyıl-dız’ın hazırladığı “Eskişehir’de Karikatür” kitabında 45 Eskişehir’li karikatürcünün bir araya getirilmesi, sanıyorum bir başka kent için düşünülmesi hayal plan şeydir. Şu anda Osmangazi Üniversitesi’nde açık bulunan Hikmet Cerrah sergisi ile Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde açılan “Pertev Ertün, Beytullah Heper, Atila Özer, Hikmet Cerrah, Cengiz Çalış” sergisini de en taze karikatür olayı olarak Eskişehir karikatür tarihine kaydedebiliriz.
– Karikatür bir sanat mıdır?
– Karikatürün (zaman zaman bazıları karşı çıksa da) bir sanat dalı olduğu kabul görmüştür. 1997 yılının Mayıs ayında Ankara’da yapılan uluslararası bir sempozyumda ben dahil, çeşitli ülkelerden gelen 23 bilim ve sanat adamı karikatürün sanatsal boyutunu tartışmış ve bu sempozyum bildirileri bir kitapta toplanmıştır. Bu sempozyuma katılanlardan aklıma gelen birkaç isim; Türkiye’den Turhan Selçuk, Hıfzı Topuz, Prof. Önder Şenyapılı, Doç. İsmail Kaya, Tan Ofal, ABD’den Dr. John Lent, İngiltere’den Stephan Mumberson, Romanya’dan Cristian Topan, Ukrayna’dan Vladimir Kaza-nevsky… Bu toplantıda söylenen şöyle bir cümle hiç aklımdan çıkmıyor; “Eğer yazarlar çizmeyi bilselerdi, edebiyat diye birşey olazdı”
– Karikatür bir yetenek midir?. Yoksa eğitimle mi ilgilidir?
– Sanatın tüm dallarında yetenek önemli bir etkendir. Geçmişte sanatçılar çok çalışarak, deneme yanında usta-çırak ilişkisiyle yetişmiş, ya da okullarda eği-tim-öğretim ortamında yetişmiş. Artık günümüzde kendi kendini yetiştirmeye çalışmak deneme yanılma ile zaman kaybetmek yerine sanatçı olmak isteyenler okullardan yararlanmalıdır. Türkiye’de bu ihtiyaç için Güzel Sanat Liseleri, Güzel Sanat Fakülteleri, Konservatuvarlar gün geçtikçe çoğalmaktadır. Karikatürün temeli grafik ve resimdir. İyi bir resim eğitimi alan kişi karikatürün mizah penceresini de kavrayabilirse işi kolaylaşacaktır.
– Gençliğin bakış açısı?
– Gençler karikatüre ilgi duymaktadır. Ancak daha çok piyasada satılan mizah derglerini izledikleri için, karikatür anlayışları biraz sulu, eğlenceye yönelik, cinsellik içerikli konular olmaktadır. Bence bu anlayış, onların suçu olamaz. Karikatür ve mizah dergisi aradıklarında ilk önlerine çıkan bu tür dergiler de ondan. Oysa karikatürü sadece bu dergilerden değil de gazetelerden, sergilerden, yarışmalardan izleyebilseler düşünceleri daha farklı olacaktır. Bugün bayilerde satılan mizah dergileri karikatür sanatının tek temsilcileri olamazlar. O dergilerin öncelikli amacı ticari olmasıdır. Daha çok sayıda satabilmek için, 7’den 70’e ilkokul mezunundan,’üniversite mezununa kadar herkesi hedef kitlesi olarak görüyorlar.
– Karikatürün ve karikatürcünün en önemli sorunu ya da sorunları?
– Karikatürün en önemli sorunu biraz önce söz ettiğim gibi sınıflandırma yapmadan değerlendirilmesidir. Dünyada iki anlayış sürüp gitmektedir. Eğlenceye yönelik karikatür anlayışı, düşündürmeye yönelik karikatür anlayışı. Mizah dergilerinde ya da gazetelerde eğlenceye yönelik karikatürler gülünüp geçilen, çabuk eskiyen, unutulan karikatürlerdir. Oysa ikinci gruptakiler, evrenseli ve kalıcı olanı yakalayabilenlerdir. Bu ayrım yapılmazsa karikatür izleyicisinin kafasındaki sanatsal sorun hep soru işareti olarak kalacaktır. Karikatürcülerin en önemli sorunu; özellikle ülkemizde ekonomik sorundur. Bir çok karikatürcü gazetelerden, dergilerden çıkarıldı, işsiz karikatürcü sayısı çoğaldı. Umarım bu kriz kısa zamanda aşılır da ülkemiz biraz olsun soluk alır.
– Son ama farklı bir soru. Eskişehir de yaşamaktan memnun musunuz? Beklentiniz?
– Evet, hem Eskişehir’ den hem de çalıştığım Anadolu Üniversitesi’nden çok memnunum. Özellikle üniversitemin diğer üniversitelerle karşılaştırdığımda ne kadar yaşanılası olduğu herkesin imrenerek baktığı bir ortam oluşturması ile övünç duyuyorum. Anadolu Üniversitesi’nde önümüzdeki aylar da karikatür adına çok güzel ve önemli işler yapılacak. Sürprizleri bekleyiniz.
– Teşekkürler. Herşey gönlünüzce olsun.


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.