tren

4 Mayıs 2001

Siyaset ve Karikatür

Siyaset ve Karikatür – (4-8 Mayıs 2001) 7.Uluslararası Karikatür Festivali – Ankara

 Makaleler ve Bildiriler
 Makaleler ve Bildiriler
 Makaleler ve Bildiriler

Siyaset; bir ülkeyi yönetmek, insana ve insanlığa hizmet etmek için iktidar gücünü ele geçirmek, bu gücü ele geçirdikten sonra da sürekli elde tutmak için uygulanan usül ve yöntemlerin toplamıdır.

Siyaset; Türkiye’de özellikle çok partili döneme geçildiğinde halkın isteklerinin çoğalması ile biçimlenmiştir. İmparatorlukta ve onu izleyen Cumhuriyetin ilk döneminde tüm reform çabaları, üst yönetimden halka doğru gelmiş, halk yığınları siyasal isteklerini gerçekleştirmek için baskı yapma yollarını bulamamıştır. Halkın siyasal isteklerde bulunması çeşitli baskı grupları halinde değişik partilerde toplanmaya başlaması, çok partili döneme geçildiğinde (1945 ten sonra) gerçekleşmiştir. Siyasal partiler kitlelerin oylarını alabilmek için halka yanaşmış, halkın da siyasal davranışları, devletten istekleri buna parelel olarak canlanmıştır. O dönemdeki “Yeter Söz Milletindir!” sloganı tüm bu canlanmanın özetidir.

“Yeter Söz Milletindir!” diyerek büyük bir coşkuyla iktidara gelenler, sonradan demokrasinin tüm ilkelerini çiğneyip baskı rejimi uygulamaya başlayınca ilk askeri müdahale gelmiştir. Bu, siyasal iktidara yapılan ilk askeri müdahaledir. 1961 yılında yeni bir anayasa hazırlanır. Bu anayasanın en önemliözelliği, kitlesel örgütlenme haklarını getirmesidir.

Siyasetçiler bir süre sonra 1961 Anayasası’nın Türk halkına büyük geldiğini söylemeye başlarlar. Ardından 12 Mart 1971 Muhtırası gelir. Halkın susturulması, siyasete fazla bulaşmaması gibi anlayış ön plana çıkar. Halk fazla karışmayınca elbette yönetim de kolay olacaktır. Ancak bu uzun sürmez, suskun toplum kesimleri yeni bir lider bulurlar; dağlara taşlara “Karaoğlan” yazarlar. Karaoğlan; Bülent Ecevit’tir. Ecevit iktidara gelir. Sonra Kıbrıs’ta savaş rüzgarları eser. Koalisyon ortakları bu başarılı savaşı paylaşamazlar. Çekişmeler başlar. Yeni seçimler, terörizm ve derken 12 Eylül 1980 de askerler yeniden yönetime elkoyarlar. Herşey yeniden başlar. Eski siyasetçiler yasaklanır, yeni siyasetçiler aranır. Turgut Özal büyük bir sürpriz yaparak iktidar olur.

Liberal ekonomi düzenini getiren Özal döneminde ve ondan sonraki koalisyonlar döneminde geniş halk yığınları bu yeni ekonomi düzenine alışamadığı için büyük bir şaşkınlık içine girer. Sürekli olan enflasyon, az sayıdaki zengini daha zengin yaparken, büyük çoğunluk fakirleşir. Tüm bu sıkıntılı dönemlerde halkın karşısına çıkan siyasetçiler vatandaşa hep; “oyunuzu bize verin, sizi sıkıntıdan kurtaralım” derler. Ama sıkıntılar bir türlü bitmek bilmez.

Bu özetin özeti denilebilecek siyasal tarihçede, geniş halk kitlelerinin yanında olan karikatürcüler, yönetime talip olanları, iktidara geldiklerinde halk için neler gerçekleştirdiğini, ya da neler gerçekleştiremediğini sorgulama işini üstlenerek görevlerini başarılı şekilde sürdürmüşlerdir. 20. yüzyılın önemli bir bölümünde karikatürcülerin çizdikleri hemyönetenleri, hem de yönetilenleri etkilemiştir.

Siyasetçileri ve siyaseti eleştiren karikatürler, diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de cezalandırılmışlardır.

1949 yılında Mim Uykusuz’un çıkardığı karikatür albümü, yayınlandıktan 10 gün sonra toplattırılmıştır.

1950-1960 yılları arasında Ratip Tahir Burak’ın çizdiği karikatürler için 54 dava açılmış. Burak, bunların 53 ünden beraat etmiş, birinden ise 16 ay hapis cezasına mahkum olmuştur.

1955 yılında Halim Büyükbulut, Ulus gazetesinde yayınlanan bir karikatürü yüzünden 14 ay hapis cezasına çarptırılmıştır.

1956 yılında Ferruh Doğan’ın “Asrileşen Köy” albümü mahkeme kararıyla toplattırılmıştır.

1960 yılında Ali Ulvi Ersoy’un “Uçtu uçtu” adını verdiği karikatürü yüzünden Cumhuriyet gazetesinin yayını durdurulmuştur.

1982 yılında Gırgır dergisi bir kapak karikatürü yüzünden 1 ay kapatma cezası almıştır.

Yakın geçmişte Ertan Aydın; bir karikatürü yüzünden 10 ay, bir başka karikatürü yüzünden 11 ay, Ahmet Erkanlı da bir karikatürü nedeniyle 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Leman dergisinde yayınlanan bir karikatür için Yazı İşleri Müdürü’ne 3.5 ay hapis cezası verilmiştir.

Değerlendirme ve tepkiler elbette hep cezalandırma şeklinde olmamıştır. Madalyonun bir de öbür yüzü vardır. Genç yaşta ölen döneminin en önemli karikatürcüsü Cemal Nadir Güler’in cenaze törenine adeta bir insan seli katılmış, gözyaşları dökülmüş, esnaf dükkanlarını kapatarak ona sevgi ve saygısını göstermiştir (1947).

Bir karikatürü yüzünden 16 ay hapis yatan Ratip Tahir Burak, 1960 Devrimi’nden sonra Kurucu Meclis üyeliğine çağrılmış, 1961 yılında milletvekili seçilmiştir.

1956 yılında kitapları toplatılan Ferruh Doğan, 1974 yılında “Yılın Karikatürcüsü” seçilmiş, yine Ferruh Doğan 2000 yılında ölünce cenazesinde pekçok kişi gözyaşı dökmüştür.

Bir karikatür yüzünden bir ay kapatılan Gırgır dergisi aynı yıl Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından “Onur Ödülü”ne değer bulunmuştur.

Turhan Selçuk’a Cumhuriyet Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi tarafından “Onursal Doktora” verilmiştir.

1992 yılında Kültür Bakanlığı, Karikatürcüler Derneği’ne “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”nü vermiştir.

İstanbul’da bir sokağa “Cemal Nadir”, bir parka “Altan Erbulak” adı verilmiştir.

Tüm bunlar karikatür, karikatürcü ve siyaset ilişkisini ortaya koyan önemli göstergelerdir.

Ancak son yıllarda karikatür dünyasında önemli değişiklikler gözlenmek-tedir. Acaba basın teknolojisine bağımlı olan karikatür yayımcılığı önemini yitirmeye mi başlıyor? Görülen o ki, artık gazete, dergi yayınlamak için büyük tesislere gereksinim vardır. Bu tesisleri kurmak büyük sermaye istiyor. O nedenle gazeteler el değiştiriyor, büyük holding sahipleri tüm gazeteleri satın alıyorlar. Birden fazla gazete ve dergi aynı holdingin çatısı altında çıkıyor. Sermaye sahipleri yönetimle, yöneticilerle iyi geçinmek isterler. Gazetelerin yayın politikaları da buna parelel olacaktır. Karikatürcülerin siyasal konulardaki özgürlüğü yavaş yavaş kayboluyor. Gazetelerdeki temel anlayış; çarpıcı bir manşet, bol ve büyük fotoğraflar, heyecan yaratıcı haberler ve eğlendirici yazılara dönüşüyor. Böyle olunca da karikatürün ve karikatürcünün etkinliği yavaş yavaş azalmaya başlıyor. Karikatürcülerden daha yumuşak, daha eğlendirici konulara yönelmeleri isteniyor.

Umarım bu gidiş, Türkiye’de önemli görevler üstlenen ve dünyada adını duyurarak çeşitli başarılara imza atan Türk karikatürcülerini yılgınlığa düşürmez.

* 7. Uluslararası Ankara Karikatür Festivali Sempozyum Bildirisi, 4-8 Mayıs 2001 The British Council Ankara.


PPolitics is the totality of rules and methods implemented to seize and then keep the ruling power to govern a country, to serve individuals and humanity. Politics in Turkey was structured particularly when the people’s demands increased after the transition to the multi-party system. All efforts for reformation during the empire and the earlier part of the Republican era came from the higher administration; masses could not find ways to pressure the upper echelon to realize their political wishes. After the transition to the multi-party system (after 1945), the public started to express political demands and gathered in different parties as various pressure groups. Political parties approached the public in order to get their votes, and the public’s political behavior and demands from the government activated parallel to their attempt. The slogan of the period “Enough, it is the Nation’s turn to speak” is the summary of this activation.

When those who assumed power by saying “Enough, it is the Nation’s turn to speak”, started to implement a repressive regime trampling all the principles of democracy, the first military intervention came. This was the first military intervention made to the political authority. A new constitution was prepared in 1961. The most important characteristic of this constitution was that it introduced the rights of organizing for the masses.
After a while, politicians started to say that the 1961 Constitution was too much for the Turkish people. Then came the Memorandum of March 12. An attitude to silence the public and keep them away from politics came forth. It was easier to rule when the public didn’t interfere much. However, that didn’t last long, the silent masses found a new leader and inscribed the name “Karaoglan” all around. Karaoglan was Biilent Ecevit. Ecevit came to power. Then winds of war started to blow in Cyprus. Partners of the coalition could not decide whose success it was. Conflicts aroused. New elections followed by terrorism brought about another intervention by the military forces on September 12, 1980. Everything started all over again. Former politicians were banned; new politicians were sought for. Turgut Ozal surprised everybody and came to power.
During the Ozal period, who introduced the liberal economic order, and the following coalition periods, masses were stupefied as they couldn’t adjust to this new economic order. Continuous high inflation made the few rich even richer, and the great majority poorer. Politicians who addressed the public during those troubled times told the public “vote for us, we’ll save you from your distress”. But the distress did not end. During this political history that may be regarded as the summary of the summary, cartoonists in support of the masses, undertook and successfully carried on the mission to question those aspiring to rule the country, and what they did or did not do for the public when they assumed power. The works of cartoonists influenced both the governors and the governed in an important part of the 20th century.
Cartoons criticizing politicians and politics have been punished in our country as well as other countries. The cartoon album published by Mim Uykusuz in 1949 was banned ten days after it was released. Between 1950 and 1960, there were 54 lawsuits against Ratip Tahir Burak for his cartoons. He was acquitted for 53 of them, but convicted to 16 months of imprisonment for one.
In 1955, Halim Buyukbulut was convicted to 14 months of imprisonment for one of his cartoons published in the newspaper Ulus.
In 1956, Ferruh Dogan’s album titled “Modernized Village” was banned by the court.
In 1960, publication of the Cumhuriyet newspaper was stopped for AN Ulvi Ersoy’s cartoon titled “Flying
Away”.
In 1982, the Cirgir magazine was closed down for a month because of a cover cartoon.
Recently, Ertan Aydin was convicted to 10 months of imprisonment for one of his cartoons, and to 11
months for another. Ahmet Erkanli was convicted to 10 months for one of his cartoons as well. Editor of
the Leman magazine was convicted to 3.5 months of imprisonment for a cartoon he published.
However responses were not always in the form of punishment. There is a brighter side of the situation.
Great crowds attended the funeral of Cemal Nadir Guler, the most important cartoonist of his period who
passed away at an early age, they cried, artisans closed their shops in love and respect to him (1947).
Ratip Tahir Burak, who was imprisoned for 16 months due to one of his cartoons, was invited to be a
member of the Constituent Assembly, and was elected to the parliament in 1961.
Ferruh Dogan, whose book was banned in 1956, was selected the “Cartoonist of the Year” in 1974, and
when he died in 2000 numerous people mourned at his funeral.
Cirgir magazine that was closed down received the “Honorary Award” of the Association of Contemporary Journalists the same year. Turhan Selguk was granted a “Honorary Doctorate Degree” by the Cumhuriyet and Anatolia Universities.
In 1992, the Ministry of Culture granted the Association of Cartoonist the “Grand Prize for Culture and Art”.
In istanbul, a lane was named after Cemal Nadir, and a park was named after Altan Erbulak. All these are important indications that demonstrate the relationship between cartoonists and politicians. However, recently, significant changes are observed in the world of the cartoon. Could it be that cartoon publications dependent on press technology are losing ground? Obviously, presently, large facilities are needed to publish newspapers and magazines. Big capital is needed to establish those facilities. That’s why newspapers change hands and owners of large holding companies are buying out all newspapers. Several newspapers and magazines are published by the same holding company. Capital owners prefer to be on good terms with those in power. Publication policies of newspapers should be arranged duly. Cartoonists are gradually losing their freedom on political issues. The basic notion in newspapers is turning into a striking headline, lots of big pictures, exciting news and entertaining articles. This way, the effectiveness of cartoon and cartoonist is gradually reduced. Cartoonists are asked to work on more lenient and more entertaining issues.
I hope, this trend will not discourage the Turkish cartoonists who have undertaken important missions in Turkey and undersigned various international achievements.


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.