tren

8 Mayıs 1998

Kültür ve Karikatür

Kültür ve Karikatür – (8-12 Mayıs 1998) 4.Uluslararası Karikatür Festivali – Ankara

 Makaleler ve Bildiriler
 Makaleler ve Bildiriler
 Makaleler ve Bildiriler

Bir toplumu oluşturan insanların, yaşamlarını sürdürebilmeleri için; biyolojik, sosyal ve ruhsal olmak üzere üç başlıkta toplanabilecek ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri gerekir.
İnsanların beslenme ihtiyacı; sıcağa, soğuğa, rutubete karşı sağlığını koruyabilmek için örtünme ve mesken ihtiyacı; soyunu sürdürmek için eş ihtiyacı vardır. Bu temel ihtiyaçlar en basit şekli ile giderilebilirse kültürden söz etmeye gerek yoktu. Ancak bakıyoruz ki beslenme ihtiyacı gelişigüzel yiyeceklerle giderilmiyor. Yiyeceklerin türleri, hazırlanış biçimleri, pişirme şekilleri, yerde mi, masada mı tüketileceği, yerken çatal mı, parmak mı, çubuk mu kullanılacağı, tek bir tabaktan mı yenileceği yoksa herkese ayrı bir tabak mı verileceği gibi bir dizi soru gündeme getirilebilmekte, örtünme dendiği zaman şalvar mı, pantolon mu, entari mi, çarşaf mı, fes mi, şapka mı gibi bir dizi soruya cevap aranabilmekte. Mesken ihtiyacı için ve eşleşmek için yine birçok soruya cevap aranmaktadır.

Sosyal ihtiyaçlara gelince… Bu ihtiyaçların başında, insanların birbirleri ile ilişkilerinin düzenlenmesi gelmektedir. Kanunlar, örf adet, gelenekler, ahlaksal ve dinsel sorumluluklar ve bunlara uymayanları cezalandırma gibi kurallar yaptırımlar…

Ruhsal ihtiyaçlar ise diğer ihtiyaçlardan daha önemlidir. Günlük yaşamın stresi, çözümlenemeyen sorunlar karşısındaki güçsüzlük, korku duygusu, gelecek endişesi gibi daha pekçok sıkıntılardan kurtulmak için insanın kendini oyalamak istemesi, eğlenmek istemesi, bu sorunları unutmak için geliştirdiği diğer yöntemler ruhsal ihtiyaçlardan kaynaklanmaktadır, iç huzuruna kavuşmak, bir yerlere sığınmak, yalnızlık hissetmemek için insanoğlu büyüye, olağanüstü olaylara ve dinlere başvurmakta, kendini, düşüncelerini ifade etmek, bunları başkalarıyla paylaşmak için sanata başvurmaktadır.

Tüm bu ihtiyaçlar, kişilerin anlayışına göre farklı farklı giderilmektedir ki bu da kültür kavramını ortaya çıkarmaktadır. Yakın çevrede, aynı coğrafi alanda, aynı bölgede yaşayan insanlar birbirleriyle olan ilişkilerinde doğaldır ki birbirlerinden etkilenecektir, savaşlar, göçler, ticaret ve turizm hareketleri nedeniyle iletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşması nedeniyle aynı coğrafyada olmayan toplumlar bile birbirlerinden etkilenebilmekte zaman içerisinde kültür değerleri karışabilmektedir. Bu globalleşme ne denli etkili olursa olsun, ulusların kültür farklılıklarını ortadan tümüyle kaldıramamaktadır. Çünkü bu farklılıklar yüzyılların, binyılların hatta uzun süren tarihsel sürecin yerleşik değerleridir.

Türk toplumunun kültürüne baktığımızda; Ortaasya’dan başlayıp Avrupa içlerine kadar uzanan topraklarda çeşitli kültürlerle karışa karışa günümüze ulaştığını görüyoruz. Bu nedenle zengin bir kültür birikimine sahip olduğumuz söylenebilir.
Bu kültür kavramı içerisinde yer alan karikatür sanatının Türk insanıyla tanışıklığı 1860’h yıllara kadar gitmektedir. Bilindiği gibi karikatür tüm dünyaya Avrupa’dan yayılmıştır, özellikle II. Dünya savaşından sonra humoristik desen diye adlandırdığımız yazısız karikatür akımı ülkemiz karikatürcüleri tarafından benimsenmiş, bu alanda başarılı bir dönem yaşanmıştır. Bu dönemde Avrupa karikatürünün, Türk karikatürü üzerindeki etkisini sadece çizgilerde sadeleşme şeklinde ve yazısız olma gibi özellikleri kapsamadığını görüyoruz. Türk kültürü ile uzaktan yakından ilgisi olmayan ıssız ada karikatürleri, yılan oynatan çivili tahtalar üzerinde yatan hint fakiri karikatürleri, çizgili elbiseli mahkumlar, boğa güreşi ve matadorlar, korsanlar, kızılderililer, kral ve soytarı karikatürleri çizilmiştir.
Karikatür çizmek, bir amaç mıdır yoksa araç mı? Elbette burada kişilerin tercihleri sözkonusudur. Kimi çizerler bunu bir amaç, kimileri de araç olarak kullanmaktadır.

Karikatürün yeraldığı yayın organının özellikleri, içeriği, yayın ilkeleri çizeri de etkileyecektir. Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan günlük karikatür ile sabah gazetesindeki ya da Zaman gazetesindeki karikatür, Leman dergisi ya da Ustura dergisindeki karikatürler farklı farklıdır. Bu farklılıklar hitap ettikleri hedef kitlelerin eğitim ve kültür düzeyleri ile ilgilidir.

Gırgır dergisinin bir dönemde çok büyük başarısından söz etmek gerekirse, bu gün aynı başarıdan sözedilmiyorsa, çıktığı dönemin koşullarının önemli rol oynadığını belirtmeliyiz. Bir de Gırgır dergisinin ulusal kültür öğeleri kullanmadaki ustalığından söz edebiliriz. Nedir o dönemin koşulları? TV yayınları köye kadar ulaşmış, köyle kent arasında yollar yapılmış, toplu taşıt araçları köylüyü kentle tanıştırmış, kentin olanaklarından yararlanmak için köyden kente göç başlamış ve kent kültürü ile köy kültürü birbirine karışmış. İşte böyle bir dönemde bu karma kültürle yoğurulmuş topluma yönelik yayınlanan Gırgır dergisi satış grafiğini beklenmedik boyutlara ulaştırmıştır.

Kişilik; ait olduğu kültürün bir parçasıdır. Bu da ulusal kültürün önemini ortaya koymaktadır. Günümüzde evrensel kültür kendini hissettirmekte, zamanla kültür farklılıkları ortadan kalkacak mıdır sorusunu gündeme getirmektedir. Bu tehlikeyi gören kişi ve kuruluşlar ulusal kültür öğesinin korunması yolunda

çalışmalar yapmaktadırlar. Çünkü ulusal olan kültür öğeleri, özgürlük kaynağıdır. Amacımız, ulusal olanla evrensel olanın sentezini yapabilmek olmalıdır.


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.