tren

28 Nisan 1995

Söyleşi: Mehmet Çil, İstikbal

Mehmet Çil, İstikbal

söyleşi
söyleşi
söyleşi
söyleşi

Karikatür, İzleyenlerin Belleğinde İz Bırakmalıdır.

Anadolu Üniversitesi Karikatür Kulübü Başkanı Atila Özer ile “Karikatür” üzerine konuştuk.

“YAŞAMIN İÇİNDEN”e görüşlerini anlatan Özer, karikatürün güldürürken düşündürmesi gerektiğini savunuyor. Özer, bugün bazı mizah dergilerinin espriyi yazıya yükleyen anlayışla karikatürü fıkralaştırdığını söylüyor.
Bu hafta konuğumuz Atila özer… Özer, bu sayfanın sürekli okurları için yabancı bir isim değil. O’nu çizgileri ile tanıyoruz. “Yaşamın içinden” sayfamızın başladığı günden bu yana, “ÇİZGİ İLE” köşesinde sizler için karikatürler çiziyor.

Anadolu Üniversitesi Karikatür Kulübü başkanı da olan Sayın Özer ile bu hafta karikatür sanatı üzerine konuştuk. Güldürürken düşündürmeyi ön planda tutan karikatürleri, kendine özgü stiliyle yurt içinde ve yurtdışında haklı bir başarıya imza atan Özer’i istedik ki düşünceleriyle de tanıyın, özer’in karikatüre bakışını, anlatmak istediklerini yazıdan uzak neden sadece çizgiyle aktardığı sorduk. Aşağıda ki satırlarda, Özer’in sorularımıza içitenlike verdiği yanıtları bulacaksınız.

-Kısaca, karikatürün ne olduğunu anlatırmısınız?

-Aslında, bugün karikatürü, büyük küçük herkes bilmektedir. Her ne kadar söylenmesi zor ve türkçe olmayan bir sözcük ise de insanlarımız onu beğenmiş ve benimsemişlerdir.
öğesi bulunan genel türün bir parçasıdır.
Karikatürde gülmece, çizgi ile yapılmaktadır.
Çizgi ile yapıldığı için, insanların görünüşlerini abartılı göstererek komik hale getirmektedir. Ve daha çok basın organlarında görüntülendiği için, basın teknolojisinin gelişmesiyle paralel olarak yaygınlaşmıştır.

PORTRE KARİKATÜR denilen, sadece insanların görünüşüyle ilgili olanları yapılmaktadır.
Günlük olayların mizahi yönlerini ele alan ve hergün gazetelerde yayınlanan GÜNLÜK GAZETE KARİKATÜRÜ vardır.

Tek kare içerisinde anlatılamayan konuları, birden fazla kare ile anlatan STRİP (Bant karikatür) türü vardır.

Bir de öykü ya da uzun bir romanı çizgilerle anlatan ÇİZGİ ROMAN türü vardır. Bu öykülerin sinema diliyle canlandırılmasına (ÇİZGİ FİLM) da, karikatür türü olarak bu sınıflandırmaya sokmak mümkündür.

• -Siz nasıl karikatürler çiziyorsunuz?

güldürürken düşündürebilmektir. Ben böyle karikatürler çizmeye çalışıyorum. Tabii, bazen bu amaca ulaşmak zor oluyor. Son yayınlanan “ÇİZGİ MİZAH” kitabımda “mesaj” a önem veren güldürürken düşündürmeyi ön planda tutan karikatürler çizdim, istiyorum ki, bu karikatürleri izleyenlerin belleğinde bir miktar iz bıraksın.

konuşmayı alt alta yazsa-nız (fıkra gibi) anlaşılabilir. Bense izleyici düşündürürken biraz da kişinin beynini harekete geçirmek istiyorum. Eğer verilen mesaj yazısız anlaşılabiliyorsa, yazıya gerek var mı?

Belki biraz da konuşmayı pek sevmediğim için böyle çiziyorum. Tanıdığım pek çok karikatürist, konuşmayı sevmez. Çok konuşmaktan hoşlanan bir çizer tanıyorum; Kemal Gökhan Gürses. Onun karikatürlerine baktığınızda hemen anlarsınız. Bazen sayfanın yarısını yazı ile dolduruyor.

-Neden bir gazede ya da dergide karikatür çizmiyorsunuz da kitap yayınlıyorsunuz?

-Eskişehir’de karikatür çizen birisi, ya yerel gazetelerde çizecek, ya sergi açacak, ya da posta yoluyla İstanbul’da çıkan dergilere karikatür gönderecektir. Ben zaman zaman Sakarya’da, İstikbal’de karikatürler çiziyorum. Günlük gazetede karikatürün ömrü bir gündür. Ertesi gün yenisi çıkar, bir gün önceki görevini tamamlamıştır. Daha kalıcı olsun diye gerek gazetelerde gerekse dergilerde çıkan karikatürlerimi kitap olarak çıkarmayı uygun gördüm.

17. Yüzyılda İtalyanlar hayvan vücutlu, insan başlı acayip yaratık¬ar çizmiş, bunlara “CARICATURA” adını vermişlerdi. Sonraları bu sözcük İngiltere’ye geçmiş oradan tüm dünyaya yayılmıştır.
Karikatür; bugün artık insanlara hayvan vücudu takılmasından öteye geçmiştir. MİZAH adı verilen, içinde gülmecelere katılmam isteniyor. Katıldığım bu yarışmaların bazılarından ödüllerimde var. Böyle sanatsal başarılar pek dikkatini çekmiyor insanların. Herkes futbolcuların, haltercilerin ya da güreşçilerin başarılarını çok yakından bilir de sanatçılarınkini pek bilmez. Halbuki bir hesap yapılırsa, sanatsal başarılarımız, yurt
dışında spor başarılarımızdan çok fazladır belki de. Ben bir araştırma yaptım. Türk karikatüristleri ilk kez 1956 da Turhan Selçuk’la yurt dışında ödül almaya başlanmışlar. Bu güne kadar alınan ödül sayısı 150’yi geçmiş durumda. Bunların içerisinde benim de dört ödülüm var. Üçü Japonya’dan birisi Yugoslavya’dan. Son ödülüm henüz yeni bildirildi. Uluslararası MANGA karikatür Festivali içerisinde açılan “IŞIK” konulu yarışma. Bu yarışma Japonya’ nın Hokkaido ken

-Bazı karikatürler sadece güldürmek amacıyla yapılıyor. Genellikle gazetelerin hafta sonu tatil eklerinde falan çok görülmektedir. Okuyucu bunlara bakar, güler geçer. Eğlencelik gibidir. Akılda kalıcılığı yoktur.

Bazı karikatürler ise güldürürken düşündürmeyi amaçlar. Bazıları da sadece düşündürmek isterler, ideal olanı

neler oldu?

-En güzel gelişme, karikatürün üniversite düzeyinde ders programına alınması olmuştur. Türk üniversitelerinde ilk kez bu ders Anadolu Üniversitesi iletişim Bilimleri Fakültesi’nde “seçmeli sanat dersi” olarak veriliyor. Bu dersi on yıldan beri ben yürütüyorum. Böyle bir ders geçen yıl Bursa’ da Uludağ Üniversitesi’nde de başladı. Karikatür derslerinde öğrencilere daha yararlı olmasi düşüncesiyle istanbul’dan usta sanatçıları davet ettik. Nehar Tüblek, Ali Ulvi, Ferruh Doğan, Semih Balcıoğlu gibi ustalar davetizime severek geldiler. Bu dersimizi desteklediler, yardımda bulundular.

Ayrıca üniversite içinde karikatür kulübü kurarak diğer fakültelerin öğrencilerinin de bu çalışmalara katılmasını sağladık. Sivrihisar’da her yıl düzenlenen Nasrettin

-Kitabınızdaki karikatürler hep “YAZISIZ” halbuki mizah dergilerinde yazıya çok fazla yer veriliyor. Siz neden bu yolu seçtiniz?

-Türkiye’de şu anda yayınlanmakta olan mizah dergileri, espriyi yazıya yükleyen bir anlayış içerisindeler. Bu biraz fıkra gibi oluyor. Yani, çizgi olmadan da o

tinde yapılıyor. Bu yıl beşincisi düzenlendi. 38 ülkeden 2376 karikatür yarışmaya katılmış. Benim karikatürüme özel ödül verilmiş. Ayrıca bu yarışmada 4 Türk karikatürcü de ödül almışlar. Başka hiç bir ülkeden aynı anda 5 sanatçı ödül alamıyor. Bu çok önemli bence.

-Eskişehir’de karikatüre karşı ilgi nasıl?

-Eskişehirliler karikatüre karşı her zaman ilgi göstermişlerdir. 1953 yılında “Saksağan” adında daha sonra “Çimdik” ve son yıllarda “Gına” gibi dergiler yayınlandı Eskişehir’de. Pertev Ertün, Beytullah Heper ve Yılmaz Büyükerşen bu işin Eskişehir öncüleri, İstanbul dışında en az istanbul’da çıkan dergiler kadar kaliteli yayınlardı bunlar. Üstelik ellili yılları da basım teknolojisi bu kadar gelişmiş değildi. Yılmaz Büyükerşen, o tarihlerde muşambaları oyup karikatür kalıbı hazırlayarak baskılar yaptığını söylüyor. Yine Pertev Ertün, o yılların en güzel kadın karikatürleri çizen sanatçısıydı. Pertev Ertün elli yıldır hala çizmekte. Beytullah Heper de o yıllarda çizmeye başlamış, şimdi süper TV’de “Karikatürce” adıyla haftalık çizgi-yorum yapıyor. Elbette Turan, Kemal Hayıt, Sevil Özgür, Furkan Tangüner, Yaşar Arda, Dinçer Yilgir, Murtaza Albayrak, Abdullah Üçyıldız, Hikmet Cerrah, Hasan Efe, Fuat. Kırcalı ve adını hatırlayamadığım bir çok genç karikatürcülerde çıkmıştır.

-Eskişehir’de ka-rikatür alanında başka

-Siz yurtdışına da karikatürler gönderiyorsunuz. Biraz söz eder misiniz?

-Karikatür sanatçısı, kendisi için çizmez. Çizdiklerini başkalarının görmesini ister. Bu nedenle her fırsatı değerlendirmek istiyorum. Dünyanın her yerinden bana davetler geliyor. Yapılan yarışma ve sergi-

noca Doğum şenlikleri’ne sergi ve yarışmalarla katıldık. Bu şenliklerde yaptığımız etkinlikleri kitap haline getirip kalıcı olmasını sağladık.

Bu çalışmalarımız hala sürmekte.

-Karikatür sanatı¬nın geleceği konusun da ne düşünüyorsunuz?

-Ülkemizde yayınlanan mizah dergileri açısından bu gün bir “Duraklama dönemi”nden söz edilebilir. 1970’li yıllarda büyük atılım yapan GIRGIR dergisi, bazı haftalar bir milyonun üzerinde tiraj yaparak rekorlar kırmıştı. Şimdi birçok dergi çıkıyor ve bunların toplam tirajı beşyüz bine ulaşamıyor. Bunun nedenlerini bilimsel olarak araştırmak gerek. Ancak basının içine düştüğü krizin mizan dergilerine de yansıması doğaldır, sanıyorum.

Ancak, gelecekten kuşku duymuyorum.

şimdilerde televizyon kanallarında karikatürü canlandırılmış olarak görüyoruz. Bu teknolojisinin gelişmesi işin boyutunu değiştiriyor, özellikle bilgisayarın her alana girmesiyle, karikatür sanatçılarını da etkiliyor. Şimdi karikatürler bilgisayarlarla çizilip boyanmaya başladı. Renklendirme konusunda çok çeşitli olanaklar ; sağlıyor bilgisayar. Artık çizerler mürekkeple, boya ile uğraşmıyorlar. Gazete çizerleri karikatürlerini, hiç kağıda dökmeden, doğrudan bilgisayar ekranında çizip gazetenin ilgili sayfasına monte edilebiliyor.

-Son olarak söylemek istediğiniz birşey var mı?

Bu söyleşide sözünü etmediğimiz bir başka konu, var; istanbul’daki karikatür müzesi. Pek çok kişi bilmez, İstanbul’da Gazanferağa külliyesi’ndeki tarihi binada şu anda faaliyetlerini sürdüren güzel ve anlamlı bir çalışma var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı karikatür ve Mizah Müzesi. Burasının yönetimini karikatürcüler derneği yürütmektedir. Zaten müzenin açılmasını da dernek gerçekleştirmiştir. Dünyada örneği çok fazla olmayan bu müzeyi herkes mutlaka görmeli. Burada Türk Karikatür tarihi yaşatılmakta. Ayrıca pekçok etkinlik te yapılmaktadır. Yüz yirmibeş yıllık geçmişi olan bu sanatın tüm boyutlarını orada görebiliyoruz. Böyle bir müzenin zenginleştirilmesi için Esklşehlr’li mizahseverler de katkıda bulunabilirler. Ellerinde bulunan eski mizah dergileri varsa lütfen müzeye bağışlasınlar. Müzeye ulaşamıyoriarsa ben yardımcı olabilirim.

-Bu söyleşi için çok teşekkür ediyorum.

-Karikatür sanatının gündeme getirilmesi konusundaki duyarlılığımız İçin ben teşekkür ederim.

Atila Özer kimdir?

1949 Yılında Burdur’da doğdu. Yirmi yıldan beri Eskişehir’de bulunmaktadır. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden “Grafik” dalında “Sanatta Yeterlik” aldı. Halen Anadolu Üniversitesi’nde öğretim üyesidir. Evlidir.

Karikatür sanatıyla çizer ve araştırmacı ofarak ilgilenmektedir. Anadolu Üniversitesi Karikatür kulübü başkanıdır, ilk kişisel sergisini 1978 yılında Nasrettin Hoca’nın doğduğu köyde (Hortu) ikinci sergisini Avusturya’nın Klagenfurt kentinde, üçüncü sergisinide Eskişehir’de, dördüncü sergisinide Şile’de açmıştır. Ayrıca pek çok uluslanrarası karma sergiye katılmıştır. Bir eseri Varşova Karikatür Müzesi’ne alınmıştır. “Karikatüre Selam”, “Çizgiler” adlarını taşıyan iki karikatür albümü ile “Karikatür Sanatı ve Reklamcılık” adlı araştırma kitabı yayınlanmıştır.

ÖDÜLLERİ:

1) Kültür Bakanlığı Karikatür Yarışması-MANSİYON-1978

2) Mimarlar Odası Karikatür Yarışması-BİRİNCİLİK ödülü-1978

3) Müzeciler Derneği Karikatür Yarışması-BİRİNCİLİK ödülü-1980
4) Hacıbektaş Sanat Festivali Karikatür Yarışması-İKINCİLiK ödülü-1980

5) Kuşadası Sanat Festivali Karikatür Yarışması-BAŞARI ödülü-1982

6) Japonya Yomiuri Karikatür Yarışması-BAŞARI ödülü-1982

7) Türkiye Çevre Sorunları Vakfı Grafik Yarışması-ÜÇUNCÜLÜK ödülü-1982

8) Yarın Dergisi Gençlik Ödülleri Yarışması ÖZEL ödül-1982

9) Japonya Yomiuri Karikatür Yarışması-ALTIN ödül 1983

10) Trabzon Karadeniz Gazetesi Karikatür Yarış-ması-TAKA Mizah ödülü-1983

11) TAKA 1. Karikatür Yarışması-Trabzon Tabibler Odası ÖZEL ödülü-1983

12) Halk Siaorta Karikatür Yarışması-İKİNCİLİK. ödülü-1984

13) Milliyet Sanat Dergisi Karikatür Yarışması-BİRİNCİLİK ödülü-1985

14) Burdur Müzesi Karikatür Yarışması-MANSİYON-1986

15) Burdur Müzesi Karikatür Yarışması-ÜÇÜNCÜLÜK ödülü-1988

16) Cumhuriyet Gazetesi YunuSs Nadi Armağanı-ÜÇUNCÜLÜK ödülü-1989

17) Makedonya Üsküp Karikatür Yarışması-ÖZEL ödül-1989

18) Türkiye Eczacılık Kongresi Karikatür Yarışması-ÖZEL ödül-1991

19) Çankaya Belediyesi Karikatür Yarışması-MANSİYON-1991

20) Uluslararası Manga Karikatür festivali (Japonya) özel ödül-1995


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.