tren

13 Nisan 1994

En Verimli Çağında Aramızda Ayrılan Çizere Karşı Vefasızlık

En Verimli Çağında Aramızda Ayrılan Çizere Karşı Vefasızlık, (Nisan 1994), Karikatür, Aylık Mizah Dergisi, Yıl:2, Sayı:13.

 Makaleler ve Bildiriler

15 Nisan 1977 tarihli gazeteleri açtığımda karşıma bir.tokat gibi patlayan ölüm haberi çıkmıştı… “Karikatürist Yalçın Çetin tutulduğu amansız hastalıktan kurtulamayarak vefat etmiştir.” Aynı ölüm haberini her yıl 15 Nisan tarihli gazetede yeniden görecekmişim gibi ürperiyor, o gün gazeteleri açmak istemiyorum.

Halbuki, ne tuhaftır, aynı gün aynı gazetede başka ölüm haberleri de vardı, Yalçın Çetin’inkinden pek farkı olmayan… O gün bir tokat gibi suratımda patlayan ve diğerlerinden hiçbir farkı olmayan o haberi şimdi çok daha değişik düşünüyorum.

Neden daha farklı, daha çarpıcı ve her surata tokat atarcasına büyük puntolarla yazılmamıştı… Öyle basitçe yazılmış satırlar, geçiştirilivermek istenen basit bir olayı anlatıyormuşçasına indirgenmişti…

Sanki herşey şimdi yerli yerinde, hiçbir şey olmamış gibi devam ediyordu yaşantı… Aramızdan ayrılan yazar, çizer, ressam, düşünür yok olmuş kimin umurundaydı…

Gözlerini kapayarak, ya da çeşitli gözlükler takarak, eleştiriciyim diye geçinen bir kısım yazar-çizerlerin pek çoğu yaptıkları eleştirilerin ne derece doğruya götüreceğini hesaplamaya gerek bile duymazlar. Yazılan öyküleri, çizilen çizgileri yorumlarken belki yapıt sahibinin aklının ucundan bile geçmeyen görüşleri ortaya koyarlar. Öyle bir atarlar ki, sanatçısı “ben neler demek istemişim de haberim yokmuş” diye düşünmeden edemez. İstediklerini göklere çıkarırlar, Kokteyllerde yarı sarhoşlukla olmadık yüceltmeler yaparlar…

Bu kadar hoyratça harcanan iyi-güzel terimler, ortaya doğru dürüst birşey koyamayan kişiler için günlerce ve sayfalar dolusu kullanıldığı halde Yalçın Çetin için ölümünden sonra yazılacak, çizilecek birşey bulunamadı…

Aramızdan ayrılışından bu yana yıllar geçti. Öldüğü hafta bazı gazete ve sanat dergilerinin kıyıda köşede kalmış birkaç satırında söz edildi ölümünden. Daha sonra ele avuca sığar bir anma, mezarı başında üç beş dostun bir araya gelmesi bile gerçekleşmedi.

Türk Karikatürü’ndeki yeri bu muydu Yalçın Çetin’in? Ölümüne kadar kendi çizgisinde aldığı yol, sözü edilmeye değer bulunmadığından mı böyle yapılmıştı? Hayır!… Pek çok konuda olduğu gibi değer bilmezliğin bir başka biçimini oluşturuyordu bu da… Nedense herşey çabuk ve kolayca unutulabiliyor…

On üç-on dört yaşlarında Doğan Kardeş çocuk dergisinde yayınlanmıştı ilk karikatürü. Sonra Tan, Akbaba, Ulus, Tanin, And gibi gazete ve dergilerde, en son da Çarşafta çizmişti. 1974 yılında ilk karikatür albümü “Vatan, Millet, Sakarya”yı yayınlamış, ardından “Dosya” adlı bir başka albümünü okuyucularına armağan etmişti.

Ülkemizde çok sınırlı olan çizgi film dalında çalışmalar yapan birkaç karikatüristimizden biridir. Bu konuda Almanya’da deneyim sahibi de olmuştur. Her çizer gibi Yalçın Çetin de çeşitli arayış dönemleri geçirmiştir. Karikatürün “ifadecilik” yönüne ağırlık vermiş, biçimleri kendi çizgi potasında eriterek karakterize etmiştir. Çizgide son aşamasında ulaştığı zaman her şeyi ile bizim olan “Karagöz” motifinin tüm kişilere uyarlamasını başarı ile gerçekleştirebilmiştir. Az çizgi ile çok şeyler ifade etme düşüncesini her zaman ön planda tutmuş, çizgide yeterli sadeliğe ulaşarak, yurt dışında da kendisini bu özellikleriyle kabul etmiştir.

Çetin Altan onun için “Yalçın Çetin’e yakından bakmasını be-cerebiliyorsanız sanat direncinin akıl ötesi tılsımını görürsünüz onda” demiştir.

İstiyorum ki pek çok sanatçıya yapıldığı gibi, bugüne kadar Yalçın Çetin’e karşı da gösterdiğimiz ilgisizlik yetsin artık. Bir latin atasözündeki gibi “Sanatın ilgisizlikten başka düşmanı yoktur.” Karikatür Müzesi’nin bir köşesini Yalçın Çetin’e ayırarak bu düşmanı yenelim, dünyaca ünlü bir sanatçımıza karşı görevimizi yaparak kendimizi geç de olsa affettirmiş olalım.

Atila ÖZER


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.