tren

30 Haziran 1989

Söyleşi: Mehmet Çil, İstikbal Gazetesi

soylesi
soylesi

Eskişehirli sanatçı Atilla Özelden anlamlı ödül

“Yunus Nadi” yarışmasında Atilla Özer
üçüncülüğü kazandı.

Söyleşi : Mehmet Çil

Karikatür nadir? Karikatür anlayışınız, ya da karikatürde neyi anlatmak İstiyorsunuz?

-Bugün hemen herkes karikatür görmüştür, izlemektedir. Bunlar gazetelerde, dergilerde hatta televizyonda yayınlanıyor. Ancak çok dikkatli bazı izleyicilerle bu konuya gönül verenler ülkemizde şu anda satılan mizah dergilerindeki özellikleri taşıma yan, yada daha başka özelliklere sahip olan başka tür karikatürlerin de varlığından haberdardırlar. Nedir bu değişik özellikler… Bir kere hangi türden olursa olsun, karikatür bir iletişim sanatıdır. Karikatürist denilen sanatçılar vermeyi düşündükleri mesajları çizgi ile verirler. Şu ya da bu üslupla üç aşağı beş yukarı yapılan iş budur. İzleyici sanatçının bu mesajını kavrayabildiği zaman olay bitmiştir. Ancak kimi karikatür sanatçıları bir gencin sivilcelerini konu olarak seçmekte kimileri de ülkede yaşanan enflasyon konusuna. Kimileri mesajını izleyiciye ulaştırırken konuşma balonları yapıp bol bol söz kullanmakta, kimileri yazısız türü tercih etmektedir. İşte bu gün piyasada satılan dergilerdeki çok sözlü karikatürlerle, sergilerde , yarışmalarda ya da albümlerde çizilen yazısız karikatürler birbirlerinden nitelik olarak çok farklıdırlar. Benim yapmaya çalıştığım tür ikincisidir. Az veya hiç söz kullanmadan olayı çizgi ile çözmek. Onun için bazı ustalar karikatürü “çizgi ile yapılan mizah” demektedirler.

Karikatürü pek çok kişi güldürme özelliğinden dolayı sever. Ancak ben karikatürün güldürme özelliğinden çok düşündürmeye öncelik tanımasını isterim. Zaman zaman düşünce dozunun fazlalığını izleyiciyi bıktırabilir. Bu yüzden iyi bir karikatür güldürme, düşündürme ve çizgi öğelerini dengeli olarak kullanabildiği zaman gerçek işlevini yerine getirmiş olur.

Çizerken nelere dikkat edersiniz? Nasıl çalışırsınız?

Biraz evvel sözünü ettiğim temel ilkelerin yanında, ben karikatürü dantel gibi işlemeyi severim. Karikatürlerimde çizgiler, taramalar çoktur. Ve benim yöntemim çok zaman ister. Bir karikatür için günlerce uğraştığım olmuştur. Bir de ben yaptığımı kolay kolay beğenmem. Onun için tamamladığım karikatürün küçük bir bölümü istediğim gibi olmazsa, sil baştan yeniden çizerim, o yüzden zaman zaman günlük bir gazetede çalışamayacağımı düşünürüm.

Karikatüre gönül vermiş bir kişi olarak başarılı bir karikatürcü olabilmek ne ye bağlı. Genç karikatürcülere öğütleriniz!…

Kendimi öyle öğüt verecek konumda görmüyorum, ama gerek Anadolu Üniversitesi Karikatür Kulübünde ve gerekse Açıköğretimin örgün bölümlerin deki öğrencilerimizle yaptığım derslerde her zaman söz ettiğim gibi, öncelikle bu sanata severek yaklaşmak. Her işte olduğu gibi sevgi, olayın büyük bir bölümünü çözer. Daha sonra da günlerce aylarca, yıllarca çizmek… Geçtiğimiz yıl yitirdiğimiz Altan Erbulak usta, “Ben kırk yıldır çiziyorum halâ bu işi öğrenemedim” diyordu. Bazı gençler bana gelip bu konuda çalışmak istediklerini söylüyorlar. Birkaç hafta çalışalım diyoruz. Sonra ortadan kayboluyorlar. Gazeteler de, dergilerde çok kolay gibi gördükleri çizgilerin o kadar kolay olmadığını anlayıveriyorlar. Ancak yine de ülkemizde karikatür çözmeye çalışan binlerce kişinin bulunduğunu biliyorum. Eskişehir’de bile Sakarya ve İstikbal Gazetelerine karikatürler getiren gençleri sık sık görüyorum.

Ben başarılı olduysam bu sanatla 1973 yılından beri ilgilendiğimden ve onbeş yıldır hiç durmadan çalıştığımdandır .Bu çalışmalarımda eşim de bana çok destek ve yardımcı olmuş, teşvik etmiştir. Başarılarımda katkısı büyüktür.

Geleceğe dönük planlarınız neler?

Öncelikle karikatür çizmeye devam edeceğim. Benim karikatür sanatıyla ilgili araştırma çalışmalarımda var. Geçen yıl “Karikatür Sanatı ve Reklamcılık” adlı bir araştırma kitabım yayınlanmıştı. Şimdi de “yurt dışında ödül alan Türk karikatürleri” adında bir araştırma yapıyorum. Bunu da kitap haline getirmek istiyorum. Yeni çalışmalarımı kapsayan kişisel albüm yayını da olabilir.

Yarışmalara yaklaşımnız? Neden yarışma gereği?

Yunus Nadi Armağanı yarışması ile bugüne kadar topladığım ödül 16 oluyor. Ben herhangi bir gazete yada dergide çalışmıyorum. O nedenle karikatür terimi çizip dosyalamak, ya da raflarda tozlandırmak anlamsız olacak, benim gibi İstanbul dışında bu sanatla uğraşan hemen herkes çizdiklerini ancak sergi ve yarışmalarda ortaya koyabiliyor. Onun için bir süre daha bu tür yarışmalara katılmayı düşünüyorum.

Bugün piyasada karikatür dergilerinde büyük bolluk yaşanıyor, değerlendirir misiniz?

Dergi sayısının çok olması karikatüristler açısından iyi oldu. yeni yayın hayatına atılan dergiler kadrolu sanatçıların ücretlerini artırdılar. Bir kısım çizerler transfer ücretleri aldılar.

Ancak iyi olmayan bir gelişme ise; hep aynı tür yayınlar bunlar. Ayrıcalıkları yok. Ne çizgilerinde, ne konularında, ne boyutlarında, ne tertip ve düzenlerin de. Böyle olunca Türk karikatürüne katkıları da fazla olmuyor. İnsan istiyor ki, her derginin kendine has ayrı özellikleri olsun. Umarım zaman içerisinde bu farklılıklar ortaya çıkar, her dergi kendi kişiliği ile anılmaya başlar.

Bir de bu dergilerin isimlerini iyi bulmuyorum, Gırgır, Fırt, Dıgıl, Hıbır…Basitlikler içeren isimler. Şimdiye kadar hiçbir dönemde böyle anlamsız isimler kullanılmamıştı.

Eskişehir’deki karikatürist potansiyelinden söz eder misiniz?

Eskişehir, karikatür sanatına her zaman ilgi duymuş kişiler yetiştirmiştir. Bu isimler sadece Eskişehir çapında değil tüm Türkiye çapında ün kazanmışlardır. Yılmaz Büyükerşen, Beytullah Heper, Pertev Ertün, ta 1950 lere kadar uzanan yıllarda karikatür çizmeye başlamışlar. Eskişehir’de yayınlanan gazetelerde çizdikleri gibi Eskişehir’den İstanbul’a
karikatür göndererek o yılların en ünlü mizah dergileri olan Tef, Dolmuş, Kırkbirbuçuk gibi dergilerin sayfalarım görünmüşlerdir. Şimdilerde genç çizerler. Abdullah Üçyıldız, Hasan Efe, Oğuz Demir, Salih Denli, Ismail Turan, Hikmet Sofuoğlu gibi isimler öncekilere taş çıkartırcasına başarılı örnekler vermektedirler.


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.