tren

21 Mart 1988

Söyleşi: Alparslan Çoşkun, Basım Yayım

20150316121204430_00000001

20150316121233004_00000001

20150316121249670_00000001

20150316121308877_00000001
A.COŞKUN: Sayın Attila ÖZER, taşrada bulunmanız ve İstanbul basınına uzaktan katılmanız nedeniyle sizi tanıyan pek bulunmuyor. Bu nedenle,çok ‘bilinen bir yöntem ama, yi ne de ” bize kendinizi tanıtırmısınız ” diye sorsam çok mu klasik olur ?
A.ÖZER: Teşekkür ederim sayın COŞKUN, Evet, bu klasik soruyla başlamak bence de uygun olacak,
1949 Burdur doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi orada yaptım. Halen Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktayım, Eskişehirli bir Almanca öğretmeni ile evliyim,1973 yılından beri karikatür çizmekteyim ve 1975 yılından bu yana karikatür sanatı adına çalışmalarda bulunmaktayım ,( çoğu zaman karikatürcülük yanım mühendislik yanıma ağır basmaktadır). Karikatürcüler Derneği’nin Eskişehir bürosunu kurdukdan sonra daha sistemli etkinliklerde bulunma olanağına sahip olduk, özellikle,Nasrettin Hoca’nın doğduğu Hortu köyünde düzenlenen şenliklere her yıl katkılarda bulunmaktayız ki ilk kişisel sergimi bu köyde açtım. Bunların dışında,pek çok yurtiçi ve yurtdışı sergi-yarışmalara katıldım, Japonya’da YOİVİIURI SHIMBUN karikatür yarışmasında bir başarı ödülüm (1932),bir de altın ödülüm (1933) , var. Ayrıca Eskişehir’de ,Sakarya gazetesi tarafından yılın sanatçısı seçildim (1934). İki karikatür albümüm var: KARİKATÜRE SELAM ve ÇİZGİLER, Bunun yanında: Karikatür sanatına kuramsal olarak ta yaklaşmak istiyorum. Bu konuda ilk araştırma çalışmamı kitap haline getirdim, Kitabın adı ise “Karikatür Sanatı ve Reklamcılık”dır.
A.COŞKUN: Karikatüre ne zaman ve nasıl başladınız ? Bu yılki çalışmalarınızı özetler misiniz ?
A.ÖZER: Orta öğrenim devrelerinde yağlı boya,pastel,kara kalem,sulu boya,kısaca her türlü resim denemesinde bulundum. Doğal ki,resim öğretmenlerimden hep destek gördüm. 1972-73 yılları içersinde,karikatürün yalnızca gülmece amacıyla çizilmediğini farkettim. Denemelerde bulundum. Mesleğim çizgi ile ilgili olduğu için karikatüre ısınmam uzun sürmedi, ilk karikatürüm 1973 yılında,Hürriyet gazetesinin hafta sonları çıkardığı “Bonbon” ekinde yayınlandı. Daha sonra, amatörce çalışmalarla: Akbaba,Fırt,Mikrop,Çuval gibi gülmece dergileri ;Günaydın, Son Olay,ve Sakarya gibi gazetelerde çizdim. 1975 yılında Karikatürcüler Derneği’ne üye oldum, çizgilerimin de yavaş yavaş bir şeylere benzemesi,o döneme den sonradır.
Bu yılki çalışmalarım ,daha çok Anadolu üniversitesi Açıköğretim Fakültesi örgün Bölümler’inde vermekte olduğum karikatür derslerini kapsamaktadır. Anadolu Üniversitesi Karikatür Kulübü çalışmalarım da var. Bunun yanında,Mayıs’ın ilk haftasında Yapı Kredi Bankası’ nın İstanbul’da düzenlediği “Genç Günler 88″ haftasına bir karma sergi ile katıldık. Ayrıca, bireysel olarak da çalışmalarım sürmektedir.
A.COŞKUN: Karikatür anlayışınız nedir? Karikatürün işlevi ne olmalıdır?
A.ÖZER:Karikatür görsel,gülmeceli çizgi ile yapılan bir ileti biçimidir.
Ana Özelliği: Tanınabilen özgün bir örneğin farklılaşmasından yola çıkarak, kişiyi ve kişileri hedeflemeden,tipi ve kişinin konumunu işleyerek o konunun günlük yaşantıdaki mikro sahnesini oluşturmaktır. Bu mikro sahne,estetik bir bicimle sınırlanarak üzerinde bir ileti taşır. Kısaca,çizgi ile mizah eşittir karikatürdür. Karikatür güldürürken düşündürmelidir de. Her karenin izleyiciye verecek bir şeyleri olmalıdır. İşte bu güldürme,düşündürme ve mesaj üclüsü iyi bir çizgi ile kağıda geçirilebildiği zaman tam bir karikatürdür.
A.COŞKUN: Sayın ÖZER,o halde,”yalnızca güldürmek ve hoşça vakit geçirmek amacı ile çizilmiş karikatür türü ortadan kalkmalıdır” yargısına mı varmalıyız ?
A,ÖZER: Karikatür çizgiyle yapılan bir sanattır. Bazı kişiler bu sanatı yalnızca güldürmek ve hoşça vakit geçirmek amacıyla yolculuklarda seyredilen türdeki bir mizah anlayışı ile çizerler. Ben bu şekilde ki karikatürün gerçek işlevini yerine getirdiğine inanmıyorum. Toplumun acı çeken yaralarını,gülen düşünce olarak sergileyebildiği oranda,karikatür gerçek karikatürdür. Burada karikatürün topluma ileteceği bir mesajı olmalıdır. Bu mesaj da iyinin, doğrunun yararlının ne olduğunu anlatırken; toplumdaki çelişkilerin sergilenmesi tutuculuğun gülünçleştirilmesi şeklinde ifade edilmelidir.
A.COŞKUN: 1933 yılında,Japonya’da düzenlenen YUMIURİ SHIMBUN karikatür yarışmasında büyük ödülü almıştınız. Bu yarışmanın yetkilileri düzenlenen yarışma için “Comic Illustration” ile bildiğimiz anlamda karikatür olan “Cartoon”un bir bileşime vardığını söylüyorlar. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Bir de, Türkiye’de de böyle yarışmalar denenebilir mi ?
A.ÖZER: Dünya karikatürü,özellikle Sosyalist ülke Karikatürü gün geçtikçe grafik ağırlığını artıran,hatta yer yer soyut biçimLere bürünen bir yolda ilerliyor. Bu anlamda,sözünü ettiğiniz bileşim olayı doğrudur. Ancak,ülkemizde bu türü ya da karşıtını savunup uygulayanlar da az sayılmaz.,
Türkiye’deki karikatür yarışmalarına gelince,içim biraz buruklaşıyor. Ancak,Uluslararası Simavi Karikatür Yarışması,bu burukluğun açtığı boşluğu bir ölçüde doldurmaktadır, Gerçekten bu yarışma,oldukça doyurucu niteliktedir.
A.COŞKUN: Sayın ÖZER,bunları konuşurken,aynı zamanda Türk Karikatürü’nün de sorunlarına gelmiş oluyoruz. Size göre Türk Karikatürü’nün sorunları var mıdır ? Varsa nelerdir ?
A.ÖZER: Gelişmekte değişmekte olan her şeyde olduğu gibi,Türk Karikatürü’nün de bu gelişim ve değişim sürecinde sorunları olaçaktır.Türk Karikatürü,70′ li yılların hareketli havasını yitirmiş görülmektedir. Bek çok çizerimiz yurtdışında ödüller alırken,yurtiçinde de yarışma ve sergiler artmaktaydı. Şimdilerde maalesef,yeni imzalar yok denecek kadar az görülmektedir. Bir de kuramsal çalışmaların,araştırma ve incelemelerin, yak denecek kadar azlığı,her zaman bir eksiklik olarak duyulmaktadır.
Türkiye’de dergi ve gazetelerde yayınlanan karikatürler var. Bir de dış ülkelerde yapılan yarışmalarda derece alan karikatürler var. Fakat bu karikatürler arasında hiç bir benzerlik bulunmamaktadır. Hangisi Türk Karekatürü’nü temsil etmektedir ? Gördüğümüz kadarıyla,yurtdışında derece alan karikatürler, dergi ve gazetelerde yayınlanan karikatürler değil. Bu nedenle aklıma şu soru geliyor: Bu yayınlar (gazete ve dergi karikatürü) bazı çıkar amaçları mı güdüyor ? Dayanak noktası olarak da tiraj ve “halk böyle istiyor” gibi gerekçeler gösteriliyor. Ancak,bir derginin satışının çok olması,onun nitelikli olması anlamına gelmez.
Oysa,sergilerde ve albümlerde güçlü,kaliteli karikatürler görebiliyoruz. Öyleyse,dergi ve gazetelerdeki karikatür anlayışını değiştirmek gerekir. Sanatçı her zaman okuyucudan önde gider ve okuyucunun da düzeyini yükseltir. Bu nedenle,dergi ve gazetelerde okuyucu düzeyinin altında karikatürler çizerek ,karikatur sanatı adına kötü örnek olmaktan vazgeçilmeli.
A.COŞKUN: Sayın ÖZER,burada yine tartışmalı bir konu olan “Karikatürde Biçim” sorunu gündeme gelmiyor mu ? Yani, karikatür salt çizgiyle mi olmalı ? Yoksa söz balonları da (yazı) olmalı mıdır ?
A.ÖZER: Sayın COŞKUN,sanırım,nasıl bir karikatür sorusunu sormak istiyorsunuz. Bu soru aklımıza geldiği zaman,onun her şeyden önce kendini resimsel görsellikte bulan bir sanat olduğunu aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Bir gerçeği,belli bakış acılarını kapsayan bir gözle,yalnızca biçim yoluyla vermek karikatürün en büyük özelliğidir. Zorunlu konumlarda, yazı bir destekleyici unsur olarak
ortaya çıksa da,evrensel karikatürde yazı bulunmaması gerekir. Çünkü,içeriği yazıyla verme -yani söz balonları halinde- bana ters geliyor.İçeriği yazıyla verdiğin zaman çizgiye gerek yok ki !..Hikaye yaz,fıkra yaz,roman yaz… Fakat böyle karikatür çizme!
A.COŞKUN: Yeni bir karikatür biçimi olarak kabul edilen “üç boyutlu karikatür”den bahseder misiniz ? Bu biçimle yapılan sanata karikatür diyebilir miyiz ?
A.ÖZER: Sayın COŞKUN, bu soruyu yanıtlayabilmek için, ilk önce “Karikatür Biçimi”nde çizgi olayına açıklık getirmemiz gerekir. Çünki,”Üç Boyutlu Karikatür” ya da diğer adıyla “Seramik Karikatür”,çizgi hariç,karikatür kavramının sahip olduğu tüm özellikleri bünyesinde barındırmaktadır. Ayrıca,bir çok çizimle yapılan karikatürde,çizgi çok az ya da hiç kullanılmamaktadır; Boyama ile yapılmaktadır; resimsel öğeler ağır basmaktadır; fotoğraftan yaralanılmaktadır. Örnek olarak,3.Uluslararası Simavi Karikatür Yarışması’ nda birinci olan Polonyalı Jonusz OULILKİ’nin karikatürünü verebiliriz; Buna karikatür diyebiliyoruz. Bence,bu biçime (Seramik Karikatür)geniş anlamda karikatür diyebiliriz. Yeni biçim denemeleri yapmanın yararlı olacağı ve yeni boyutlar getireceğine inanıyorum.
A.COŞKUN: Attila bey isterseniz karikatürün genel sorunlarından ve tartışmalarından size dönelim.
1973 yılını karikatüre başlama noktası alacak olursak 15 yıllık, çizerlik yaşantınız var, Bu çizme sürecinde ilk karikatürleriniz ile son karikatürleriniz arasında nasıl bir fark var ? Bu 15 yıllık
süreçte, bu Atila Beyin biçimiyle çizilmiş karikatürdür ” diyebileceğimiz , oturtmuşbir anlatım biçimine ulaştınız mı ?
A.ÖZER: Ben karikatürcü olarak,çizgi ve anlatım biçimimin henüz rayına oturduğu noktasında değilim. Elbette ilk çizgilerimdeki acemilik ve tutukluk kayboldu. Bir çok karikaturüm sanki değişik ellerden çıkmış gibidir,çizgi arayışı içerisinde olduğumun somut bir göstergesidir Özellikle son yıllarda yıllarda çizgilerimde bir olgunluk hissediyorum.
Bakınız, ben basın merkezi olan İstanbul dışında karikatür basan Gazete, dergi ya da diğer yayın organlarında kadrolu çalışmadığım için ilk karikatürüm ile beş-on yıl sonra çizdiklerim arasındaki okuyucu izleyemiyor.
Ben bu farkı gösterebilmek için,ilk karikatür albümüm olan “Karikatüre Selam” ı iki bölüm halinde düzenledim: Birinci bölüm ilk çizgilerimi ikinici bölüm ise son yıllardaki çizgilerimi içermektedir.
A.COŞKUN: Son olarak bizden ve dünyadan etkilendiğiniz ve seçtiğiniz çizerler kimlerdir ve bu seçimi neye dayanarak yapıyorsunuz ?
A.ÖZER: Bizde: Turhan SELÇUK, Ali ULVİ ve Tan ORAL’la Nehar TÜBLBK’in bitmez tükenmez bir,enerji ve sabırla çizmeleri; dışarıdan: Bulgar Milko DİKOV’un özenli çalışma ve anlatım biçimi beni her zaman etkilemiştir. Ayrıca BORC, CİOSU ve ROZANTCEV’i sayabilirim.
A.COŞKUN: Teşekkürler sayın ÖZER.
A.OZER: Ben teşekkür ederim.


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.