tren

18 Şubat 1984

Söyleşi: Can Gönül, Sakarya

Özer ” Dünyanın en iyi karikatürü de olsa yayınlanmayıp dosya içinde kaldıktan sonra işlevsel olamaz”

20150316121013625_00000001Şubat aymın ük günlerinde Gazeteci Yazar Abdi İPEKÇİ’nin ölüm yıldönümü idi. Kendisini saygıyla anıyor. Milliyet SanatnDergisinin Abdi İPEKÇİ adına düzenlediği 1984/Gençlerimiz” konulu yarışmada  birincilik ödülü alan karikatürist  arkadaşımız Atilla ÖZER ile yaptğımız söyleşiyi yayınlıyoruz.

C.GÖNÜL Ödül aldığınız yarışmalardan söz ederm isiniz?
A.ÖZER: Karikatürü İstanbul dışında yapan sanatçılar, çizdiği karikatürlerini yayınlatmakta güçlük çekiyorlar. Bu nedenle hemen hepsi ya sergi açıyorlar ya da yarışmalara katılıyorlar. Esasen karikatür yayınlanmak, halka ulaşmak için yapılmalıdır. Yoksa dünyanın en iyi karikatürü  de olsa yayınlanmayıp dosya için­de kaldıktan sonra işlevsel alamaz. Ben de Anadolu’ da çizen bir karikatüristim… Gerçi ben yerel basında ya­yınlama fırsatını her zaman buldum ama daha geniş bir çevre için yarışmalara da katılıyorum. Bu güne kadar küçüklü büyüklü on iki ödül kazandım. Bunların iki ta­nesi yurt dışı yarışmalardan. Birisi; 1982 Uluslararası Yomıvrı Shimbun karikatür ya­rışmasından BAŞARI ÖDÖLÜ, diğeri yine Yomıvrı Shimbun yarışmasından bu defa 1983’de ALTİN ÖDÜL… Türkiye içinden Kültür Bakanlığı’nm çeşitli ku­rumların ve özel firmaların yaptığı yarışmalarda birinci­lik, ikincilik ve mansiyon ödülleri… Son olarak Milli­yet Sanat Dergisi’nin açtığı “1984/Gençlerimiz” konulu karikatür yarışmasından al­dığım BİRİNCİLİK ÖDÜ­LÜ…

C.GÖNÜL: Genel ola­rak düzenlenen sanatsal ya­rışmalar hakkında ne düşü­nüyorsunuz?

A.ÖZER: Yarışmalar konusunda bazı çizerler olumsuz tavır almaktadırlar. Ben böyle düşünmüyorum. Bir karikatürist, bir gazete ve dergide çalışamıyorsa ka­rikatür çizmeyecek midir? Türkiye’de bu tür dergi ve gazeteler oldukça sınırlıdır.

Yarışmalar, bir yayında çizemeyen karikatüristlere fırsat tanıdığı için önemlidir bence.

C.GÖNÜL: Neden kari­katür ve nasıl başladınız?

A.ÖZER: Türklerin mi­zah sanatına karşı ilgileri her zaman fazlasıyla olmuş­tur. Nasrettin Hoca, İncili Çavuş, Hacivat-Karagöz gibi ve daha sayabileceğimiz pek çok kişi yetişmiştir bu ül­kede. O nedenle bir mizah türü olan karikatür de ülke­mizde elbette sevilip benim­senecektir.

Ben karikatürü geniş halk kitlesinin benimsemesi yanında işlevsel görevler yük lenmesi açısından da önemli bulduğum için çiziyorum. Her çizgi bir mesaj taşı­maktadır.

C.GÖNÜL: Türkiye’de karikatür de ilkler ve son­rasını değerlendirir misiniz?

A.ÖZER: Türkiye’de karikatür 1870 yılında yayın­lanmıştır. Çeşitli kaynaklar böyle yazıyor, Ancak başka araştırmalardan da öğreni­yoruz ki bu tarihten önce çizilen karikatürler de var­dır. Ancak ne yazik ki bu karikatürleri yapanların kim olduğu bir türlü öğrenilememiştir. 115 yıllık geç­mişi olan Türk Karikatüründe Cem, Cemal Nadir. Ra­iniz Gökçe, Necmi Rıza gibi   ilklerden   sonra orta kuşak dediğimiz bir bölü­mü hâlâ hayatta olan Nehar Tüblek, Semih Balcıoğlu, Oğuz Aral, Turhan Selçuk, Ali Ulvi, Bedri Koraman gibi çizerlerimiz Türk Karikatürünün kişilik kazan­masını   sağlamışlardır. Bu kuşaktan sonra genç kuşak diyebileceğimiz     1970’ten sonra çizmeye başlayan bir kuşak daha yetişmektedir ki bunlar ikiye bölün­müşlerdir. Bir kısmı sade­ce güldürme amacıyla Giren, Çarşaf gibi dergilerde çizen, bir kısmı sergi ve yarışmalara çizen grafik yö­nü güçlü güldürmekten çok düşündürmeye yönelik çizen karikatüristler. Zaman za­man bu iki grup tartış­malara girmektedirler. Her grup kendi anlayışının da­ha çok sevilip, benimsendi­ğini savunmaktadırlar. Bu tür tartışmalar gereklidir, Türk karikatürünün gelişme­si için.

C.GÖNÜL: Türkiye’de karikatür istenen  düzeyde midir; (Gerçi istenen dü­zeyi belirlemek çok zor) Fakat sizce işlevini yerine getirmeye yetiyor mu  so­rusu daha mantıklı olur sanıyorum.

A.ÖZER: Türkiye’de ve hatta dünyada karikatür iyi düzeyde midir diye sora­cak olursak, vereceğimiz yanıt pek sağlıklı olmaz. Hiç bir sanat dalının erişeceği son nokta yoktur. Artık bundan sonra çalışma boşu­nadır, bu sanatta yapılan yapılmış, ulaşılacak en iyi düzeye ulaşılmıştır denilemez. Ama Türk karikatürü­nün dünya karikatürü için­de belli bir yeri vardır. Bu yer gün geçtikçe güç­lenmektedir. Tüm dünya çi­zerlerinin katıldığı yarış­malarda .Türk çizerleri önemli dereceler almaktadır.

C.GÖNÜL: Türkiye’de karikatürist eğitimi konu­sunda özel .olarak neler yapılıyor ve “özel olarak Eskişehir’de böyle bir çaba var mı?

A.ÖZER: Gençlere yö­nelik karikatür eğitimi ko­nusunda çeşitli çalışmalar vardır. Geçtiğimiz yıllara kadar her çizer kendi kendi­ni yetiştirmişti Ancak her sanat dalı gibi bu sanatın eğitimi de söz konusu edilmeye başlanmıştır. Çarşaf  Dergisinde Semih Balcıoğlu’ nun yönettiği “Çarşaf Ka­rikatür Okulu” Gırgır Dergi­si’nde Oğuz Aral’ın gençleri yönlendirişi gibi…

Bunların dışında çeşitli karikatürcü grupları oluştu­rulmuştur. Odak Grubu, AKAT Grubu(Adana Karika­türcüleri) gibi. Ayrıca bazı Üniversitelerde karikatür ku­lüpleri kurulmuştur.Karadeniz Ün, İstanbul Ün, Boğaziçi Ün, Anadolu Üniversitesi gibi. Tüm bun­lar programsız da olsa öğre­tici, eğitici çalışmalar yap­maktadırlar. Söylemekten onur duyduğum bir konu bizim Üniversite için geçer­li. Türkiye ‘de Üniversiteler de ilk kez Anadolu Üni­versitesinde Programlı bir ders olarak “Karikatür” bu yıl öğretime başlamıştır. Zamanla Anadolu Üniversi­tesinin yaptıklarını diğer üniversitelerde özellikle Gü­zel Sanatlar Eğitimi yapan­lar yapacaklardır, Öncülük etme onuru bizim üniversi­tenin olmuştur.

C GÖNÜL: Bu güzel söyleşi için teşekkür ede­rim,

A.ÖZER: Ben de teşek­kür ederim.

Atila Özer
Abdi İpekçi Karikatür Yarışması’ nda birincilik ödülünü kazanan Atila Özer, 1949 yılında Burdur’da doğdu. Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’ni bitirdi. 1973 yılında karikatür çalışmalarına başlayan Özer, ilki 1978’de Akşehir olmak üzere kişisel sergiler açtı, karma sergilere katıldı. Yurt içi ve yurt dışı yarışmalarda çeşitli ödüller kazandı. Halen Anadolu Üniversitesi Uygulamalı Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda öğretim görevlisidir.

 


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.