tren

15 Nisan 1981

Ölümünün Dördüncü Yıldönümünde: Yalçın Çetin

Ölümünün Dördüncü Yıldönümünde: Yalçın Çetin – (15 Nisan 1981) Milliyet Sanat Dergisi, Sayı: 22 – İstanbul

 Makaleler be Bildiriler

15 Nisan 1977 tarihli gazeteleri açtığımda Karşıma bir tokat gibi patlayan ölüm haberi çıkmıştı… “Karikatürist Yalçın Çetin tutulduğu amansız hastalıktan kurtulamayarak vefat etmiştir.” Aynı ölüm haberini her yıl 15 Nisan tarihli gazetede yeniden görecekmişim gibi ürperiyor, o gün gazeteleri açmak İstemiyorum.

…Halbuki, ne tuhaftır, aynı gün aynı gazetede başka ölüm haberleri de yardı, Yalçın Çetininkinden pek farkı olmayan…O gün bir tokat gibi suratımda patlayan ve diğerlerinden hiçbir farkı olmayan o haberi şimdi çok daha değişik düşünüyorum,
Neden daha farklı, daha çarpıcı ve her surata tokat atarcasına büyük puntolarla yazılmamıştı… öyle,ba¬sitçe yazılmış satırlar, geçiştirilivermek istenen basit bir olayı anlatı-yormuşçasına İndirgenmişti…

Sanki her şey şimdi yerli yerinde, hiçbir şey olmamış gibi devam edi¬yordu yaşantı. Aramızdan ayrılan yazar, çizer, ressam, düşünür yok olmuş kimin umurundaydı…
Gözlerini kapayarak, ya da çeşitli gözlükler takarak, eleştiriciyim diye geçinen bir kısım yazar-çizerlerin pek çoğu yaptıkları eleştirilerin ne derece doğru ya götüreceğini he¬saplamaya gerek bile duymazlar. Yazılan öyküleri, çizilen çizgileri yorumlarken belki yapıt sahibinin aklının ucundan bile geçmeyen gö¬rüşleri ortaya koyarlar, öyle bir atarlar ki, sanatçısı “ben neler de¬mek istemişimde haberim yokmuş” diye düşünmeden edemez. İstediklerini göklere çıkarırlar, kokteyllerde yari sarhoşlukla olmadık yüceltmeler yaparlar…

Bu kadar hoyratça harcanan iyl-güzel terimler, ortaya doğru dürüst birşey koyamayan kişiler için günlerce ve sayfalar dolusu kullanıldığı halde Yalçın Çetin için ölümünden sonra yazılacak, çizilecek bir şey bulunamadı…

Aramızdan ayrılışından bu yana üç yıl geçti. Öldüğü hafta bazı gaze¬te ve sanat dergilerinin kıyıda köşe¬de kalmış birkaç satırında söz edildi ölümünden. Daha sonra ele avuca sığar bir anma, mezarı başında üç beş dostun bir araya gelmesi bile gerçekleşmedi.
Türk Karikatürü’ndeki yeri bu muydu Yalçın Çetinin? Ölümüne kadar kendi çizgisinde aldığı yol, sözü edilmeye değer bulunmadığın¬dan mı böyle yapılmıştı? Hayır!.; Pek çok konuda olduğu gibi değer bilmezliğin bir başka biçimini oluş-turuyordu bu da… Nedense her şey çabuk ve kolayca unutulabiliyor…

On üç – on dört yaşlarında Doğan Kardeş çocuk dergisinde yayınlan¬mıştı ilk karikatürü. Sonra Tan, Ak¬baba, Ülus.Tanin, And gibi gazete ve dergilerde, en son da Çarşafta çizmişti. 1974 yılında ilk karikatür albümüi,”Vatan, Millet, Sakarya”yı yayınlamış, ardından “Dosya” adlı bir başka albümünü okuyucularına armağan etmişti.

Ülkemizde çok sınırlı olan çizgi film dalında çalışmalar yapan birkaç karikatüristimizden biridir. Bu ko¬nuda Almanya’da deneyim sahibi de olmuştur. Her çizer gibi Yalçın Çe¬tin de çizgide çeşitli arayış dönem¬leri geçirmiştir. Karikatürün “Ifade-cilik” yönüne ağırlık vermiş, biçimleri kendi çizgi potasında eriterek karakterlze etmiştir. Çizgide son aşamasına ulaştığı zaman her şeyi ile bjzlm olan “Karagöz” motifinin tüm kişilere uyarlamasını başarı ile gerçekleştirebilmiştir. Az çizgi ile çok şeyle; ifade etme düşüncesini her .zaman ön planda tutmuş, çizgide yeterli sadeliğe ulaşarak, yurt dışında da kendisin) bu özellik¬leriyle kabul ettirmiştir.

Çetin Altan onun için “Yalçın Çetin’e yakından bakmasını becerebiliyorsanız sanat direncinin akıl ötesi tılsımını görürsünüz onda” demiştir.

İstiyorum ki pek çok sanatçıya yapıldığı gibi, bugüne kadar Yalçın Çetine Karşı da gösterdiğimiz ilgisizdik, yetsin artık. Bir Latin atasözündeki gibi “Sanatın ilgisizlikten başka düşmanı yoktur.” Karikatür Müzesi’nin bir köşesini Yalçın Çe-tine ayırarak bu düşmanı yenelim, d ün yapa ünlü bu sanatçımıza karşı görevimizi yaparak kendimizi geç de olsa affettirmiş olalım.


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.