tren

21 Ekim 1979

Söyleşi : Ferruh Ergüner, Anadolu da Sanat

Karikatür Üzerine Atila Özer ile Söyleşi

20150316120849678_00000001 20150316120911158_00000001 20150316120927436_00000001

“Toplumun sancı çeken yaralarını gülen düşünce olarak sergileyebildiği oranda karikatür gerçek karikatür’dür.”

Ulusal yeteneğe sahip olduğumuz ve bu gün dün­yanın her yerinde, insancıl yergisi ile kendini kabul ettiren Türk Karikatürü’nün odaklarından biridir Eskişehir. Birçok karikatürcü buradan çizip gönde­rir. Mizah ve Karikatürün geçmişine baktığımızda karşımıza ünlü «Kabadayı» ve «Saksağan» mizalı gazetelerinin Eskişehir’de yayınlandığı çıkar.

Ferruh ERGÜNER

ERGÜNER — Sayın ÖZER özgeçmişinizi anlatır mısınız?

ÖZER — 1949 yılında Burdur’da doğdum. İlk, Or­ta ve Lise öğrenimimi doğduğum yerde tamamladım. Elazığ D.M.M.A. mezunuyum 4 yıllık evliyim.

ERGÜNER — Sanata ne zaman, nasıl başladınız, çalışmalarınızı anlatır mısmız?

ÖZER — Orta öğrenim devrelerinde resim çalışıyor­dum. Resim öğretmenlerim destek oldular, Yağlıbo­ya, karakalem, guaş, suluboya her türlüsünü dene­dim. 1972 – 73 yıllarında günlük gazetelerdeki kari­katürlerin sadece güldürmek için çizilmediği dikka­timi çekti. Karikatüre iyice ısındım. Çünkü çizme zamanı resimdeki gibi günlerce sürmüyordu. Kafam­da önce konuyu oluşturuyor, sonra bir çırpıda çiziveriyordum. İlk karikatürüm 1973 yılında Hürriyet gazetesinin eki Bonbon’da yayınlandı, daha sonra Ankara’ya geldiğimde daha geniş bir sanat ortamına girdim. Yayıncılarla tanıştım, karikatürlerim Akba­ba, Çarşaf, Gırgır, Fırt, Mikrop, Çuval, Çivi gibi mi­zah dergilerinde, Günaydın, Cumhuriyet, Politika, Sonolay ve Sakarya gazetelerinde yayınlandı. 1975 yılında Karikatürcüler Derneği’ne üye oldum. Çizgi­lerimde gelişme o dönemden sonra yoğunlaştı. Derneğin tüm sergilerine katılmaya çalışıyorum. Bu ara­da dernek dışında Belçika, Bulgaristan, Yugoslavya, Yunanistan ve ülkemizde yapılan uluslararası sergi­lere katıldım. 1978 yılı benim için önemli bir yıl ol­du. Hortu  «Nasrettin Hoca Köyü’nde» (Ülkemizde ilk kez köyde bir kişisel) sergi açtım. Bu benim ilk kişisel karikatür sergimdi. Ayrıca yarışmalar vardı, 1978’de Kültür Bakanlığının «İnsan Hakları» konulu karikatür yarışmasında bir mansiyon, Mimarlar Oda­sı İzmir Şubesinin açtığı bir başka yarışmada da bi­rincilik ödülü aldım. Eskişehir’de Yunus Emre resim yarışması’nda da birincilik ödülüm var. Polonya’da, Fransa’da ve Atatürk Kültür Merkezinin açılış tö­renlerinde yer alan «Çağdaş Türk Karikatürü» sergi­sine kabul edildim.

ERGÜNER — Size göre Mizah ve Karikatür nedir?

ÖZER — Genel anlamda mizah; Çizgi, söz, müzik ve hareketlerle ortaya konulan güldürü öğesi fazla kişi­leri iğneleyici ve alaya alıcı bir sanattır. Karikatür ise, çizgi ile yapılan mizahtır. Ancak bazı kişilerce sadece güldürmek, hoşça vakit geçirtmek amacı üe çizilmiş yolculuklarda seyredilen türdeki çizgi miza­hın geçerliliği artık kalkmalıdır. Ben bu şekildeki karikatürün gerçek işlevini yaptığına inanmıyorum. Toplumun sancı çeken yaralarını gülen düşünce ola­rak sergileyebildiği oranda karikatür gerçek karika­türdür. Karikatürün topluma ileteceği bir mesajı ol­malıdır. Bu mesajda iyinin, doğrunun, yararlının ne olduğunu anlatırken, toplumdaki çelişkilerin sergi­lenmesi, egemen güçlerin gülünçleştiğini göstermeli­dir.

ERGÜNER — İlk karikatürünüzü 1973 yılında çiz­dim demiştiniz, o karikatürünüzle son çizdiğiniz ka­rikatürleriniz arasında nasıl bir gelişim oldu, biraz daha açıklarmısınız?

ÖZER — Ben karikatürcü olarak çizgi ve anlatım biçimimde henüz gereğince olgunlaştım kanısında de­ğilim. Elbette ilk çizgilerimdeki acemilik, tutukluk oldukça kayboldu. Uzun süredir çizgi arayışları içe­risinde oldum. Pek çok karikatürüm değişik ellerden çıkmış gibidir. Ancak son yıllarda çizgilerimdeki ge­lişmeyi hissediyorum.

ERGÜNER — Beğendiğiniz yerli ve yabancı karika­türcüler kimlerdir?

ÖZER — Ülkemizde bu konuya önem vererek Türk Karikatürünü dış ülkelerde tanıtan Turhan Selçuk, Tan Oral, Tonguç Yaşar, Ferruh Doğan, Semih Balcıoğlu, Sadi Dinççağ ve daha pek çok karikatürcü­müzü sayabilirim. Hepsi de karikatürün hakkım ver­mişlerdir. Yabancı karikatürcülere gelince, her za­man çizgisine, grafik gücüne ve konularma hayran olduğum bir Bulgar sanatçı var Milko Dikov. Bence eşsiz bir sanatçı o. Bosc, Ciosu, Rozantçev’i sayabi­lirim.

ERGÜNER — Etkilendiğiniz sanatçı var mı, Kari­katürcü önceki kuşaklardan veya yabancılardan etkilenmeli mi, bu etkilenme nasıl olmalı?

ÖZER — Etkilendiğim karikatürcüler mutlaka ol­muştur. Çünkü bu işin okulu yok ülkemizde. Dergi­lerden, gazetelerden gördüğümüz şekliyle karikatür nedir öğreniyoruz. Ama bu etkilenme zamanla ken­diliğinden yok olacaktır. Herkes kendi kişüiğini ken­di çizgilerinde bulacaktır. Bu yüzden bol bol karika­tür yayınlarını izlemeli, karikatürcü olmak isteyen kişiler.

ERGÜNER — Türk ve Dünya Karikatürü üzerinde düşünceleriniz?

ÖZER — Türk Karikatürü son on yılda belki de en parlak zamanını yaşadı diyebilirim. Karikatürcüleri­miz sayıca her zamankinden fazla oldu. Karikatür­cüler derneği üye sayısı 200’ü aştı. Mizah yayınları çoğaldı. Yurt içi ve yurt dışı yarışmalarından Türk Karikatürcüleri ödül almadan dönmüyorlar. Dünya­nın pek çok ülkesinde karikatürün gerçek değeri ar­tık bilinmekte, yarışmalar, sergiler açılmakta Unesco bile bu tür kültür hareketlerine yardımcı oluyor. Ba­zı ülkelerde geleneksel hale gelmiş mizah günleri kut­lanmakta, Ülkemizde de altı yıldan beri Akşehir’de Nasrettin Hoca şenlikleri yapılıyor ve orada bir de Uluslararası Karikatür Yarışması yapılıyor. Dünya­nın pek çok ülkesinden karikatürcüler geliyor. Bu da ülkemizin bu konuda söz sahibi olduğunu gösterir.

ERGÜNER — Türk Karikatürünün sorunları sizce nelerdir?

ÖZER — Türkiye’de dergiler var, gazetelerde yayın­lanan Karikatürler var, önce şunu belirtmek gerekir, bu yayınlardaki karikatürler gerçekten de Türk Ka­rikatürünü temsil ederler mi? Gördüğümüz kadarıy­la dış ülkelerdeki yanşmalarda derece alan karikatür­ler bunlar değil, öyleyse bu yayınlar bazı amaçlara dayandırılarak çıkarılıyor. Bazı yöneticilerden öğren­diğimiz kadarıyla «Satış için» böyle yapıyoruz diyor­lar. «Halk satın aldığına göre, böyle istiyor demek ki» diye savunuyorlar. Ancak bir derginin satışının çok olması, okuyucunun öyle istemiş olmasına bağ­lanamaz. Sergilerde ve albümlerde de güçlü karika­türler görebiliyoruz. Öyleyse dergilerdeki karikatür anlayışını değiştirmek gerekir. Sanatçı her zaman okuyucudan önde gider ve okuyucunun düzeyini yükseltir. Bu nedenle dergilerimizdeki gibi okuyucu­nun düzeyinin daha altında karikatürler çizerek ka­rikatür sanatı adına kötü örnek olmaktan vaz geçil-meliancak o zaman Türk Karikatürü kendi mizah severi tarafından anlaşılıp ilgi görecektir..

 


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, Prof.Atila Özer Müze Evi'ne aittir. Prof.Atila Özer Müze Evi'nin yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.